Tekli Koltuk Mesaisi

Gece Gündüz
A A

Tekli Koltuk Mesaisi

Ve sonra ne mi oldu?
Adının geçtiği her satırın altını iki kez çizdim. Günlerin önemi yok. Aylardan kış olsun.
Vaktin ehemmiyeti kalmıyor, hükmünü yitiriyor zaman kavramım sen görününce…
Bir sokak var adını bile bilmediğim
O sokakta kışa hazırlanan ağaçların altında uyurum hep
Gözümü alan sarı ışık güne karışana dek
Buralara kokun değmiş, bilirim. Aksi hâlde öyle güzel olmamalı.
Aksi hâlde sıradan bir bank olmaktan çıkmazdı içime işleyen soğuğuyla bu yer.
Bir şarkı çalıyor şimdi içimde; içimde hep senin sesin, dudaklarımda besmele gibi adın, gözlerimin önünde içimi kavuran gülüşün; bir şarkı çalıyor şimdi…
Çekip gitmek istiyorum. Buraya ait değiliz ikimiz de lakin sen başka zamanın adamısın.
Ben sana yabancı bir kadın.
Ben sana hafiften yanık; özlemin köz gibi tüterken evimin balkonunda, ben sana inceden vurgun.
İç çekmekten öte bir yerdesin bende. İçimin ayazını anlatırcasına caddeler beyaza bürünüyor.
Duvarlarda yankılanan adın, “Bekle.” dedirtiyor içimdeki inatçıya.
Bekliyorum.
Ufak bir tebessüm gelip oturuyor gözlerime, sanki ellerimin üstünden sıyrılıyor gönlümün yükü.
Özlüyorum.
Bahaneler gelip diziliyor karşıma; hepsi değişik birer figüran, hepsinin mazereti çok şık, hepsi kırmızı ruju boyamış dudaklarına, hepsi feleğin çemberinden geçmiş belli ki.
İkna olamıyorum. İkna edemiyorum içimi; içim ayaklanıp koşmaya hazır ama sanki biri prangaya vurmuş.
Biri sıkı sıkı tutmuş. Birine ben de sıkı sıkıya bağlıyım, kopamıyorum.
Sarıdan kalma bir hırka üstümde, ellerim Ankara ayazından beter, camdan dışarıyı izliyorum.
Akşamüstü.
Odam tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Tekli koltuğumu şahit tutuyor tüm şehir.
Ben, sırtımdan soyunup atıyorum mutluluk formüllerini.
Matematik çekiliyor köşesine ve geceye giderken oturduğum vagonun, hızla hareket edişine şahit olup açıyorum gözlerimi…

Dünya Pamuk

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...