Özlemim

Gece Gündüz
A A

Özlemim

Nasıl anlatmalıyım?
İç çekerek mi, içimi dökerek mi? Kapı deliğinden bile görünüyor tavizlerim.
Bazı kelimeler yetmiyor.
Kelimeler yarı çıplak, üstüne dökülen çaylar deminden bezmiş, hele ki ateşi düşen sigaranın beti benzi atmış.
Esasen dramatik bir cümle ve bir ip ile de bu sorunsala son verebilirdim ama bilin bakalım ne eksik? Hayır hayır… Cümle de var, ip de. Ben yokum.
Ben gideli çok olmuş, mangalda ki kül toza dönmüş, avizeler kapalı, ev soğuk, terlikler bile yerini terk edip koridora adeta isyan bayrağı açmışlar.
Kabullenememek ile bir diğeri arasındayım.
O bir diğeri ise; içimdeki suda uyuyor. Hayır, henüz boğulmadı.
Henüz ayakları üşümedi.
Henüz saçları kuru, rimelleri aktı biraz, biraz kilo mu aldı sanki?
Evet evet, biraz da agresif ama çokça kırgın.
Perdeleri sıkı sıkıya kapatmaya alışkın olan ben, cama vuran yansımamı görmeden tuhaf hissediyorum şu ara.
Şu ara içimin anahtarları paslı, litrelerce anasona tok, masa kenarlı tükenmişliğin tam ortasında yırtık elbisesi ve dolu gözleri ile meydanların kırmızı ışıklarıyım.
Ayların takvime yenilgisi memnuniyetsizlikten çıkalı çok oldu, parmak uçlarıma sinen sızının da tıpkı göğsüme vuruşunun beni ayık tutması ile eş değer.
Omuzlarımda bir küfe, küfede yokluğun.
Kırık cam parçaları kesik atmıyor ruhuma, ruhum -5 derece.
Cebren ve hile ile sevinçlerim işgal edilip, saçlarıma kadar üzüldüm.
Saçlarım yahu, onlar bile üzgün.
İşgal topraklarının köşe başında duvarlara sinen gülüşüne denk geliyorum, yıkılıyor içimin apartmanları, bir şehir alt üst oluyor, mutfak tezgahı perişan halde, bir de pencere var ki sormayın gitsin.
Köşeyi döner dönmez sesi vuruyor beni. Tanrım! Ruhum ayaklanıyor.
Buna prangalar çaresiz, bu hiçliğin ortasından çıkan bir senfoni orkestrası ama ben elimi uzatsam, ellerine yetişemiyorum.
Elleri, bir görseniz kıtaların serin suları. Üzüm bağı, yaz meyvesi, buğday tarlaları…
Ellerinin her ayrıntısını biliyorum. Avuç içlerini de…
Avuçlarında saçı örgülü çocukluğum sokaklarında koşuyor; bisikleti toz sarısı, heyecanına hep yenik, kalkan nedir bilmeyen hani, yedili yaşlarım.
Uzun hırka gibi giyiniyorum özlemini üstüme.
Üstümde bilmem kaçıncı günün hazan yeri.
Şımarıklıkların askılıkta kendini astığı, ayraçların kaybolduğu tekli koltuk seremonisinin hiç bitmediği ama bileklerime kadar acıtan yokluğunla yine bekliyorum.
Caddelerin telaşesi bitmiş, kimseler yok. Sahi; yok değil mi? Olmasın.
Kimse ses etmesin.
Pozları ile meşhur çiçekçilerin tüm begonyaları solmuş, inanabiliyor musunuz? İnanmayın. İnanmayın. İnanmak yetmiyor.
Vazgeçirmiyor cama buğusunu adıyla yazmamdan, altı çizili ismini içimi çeke çeke okumamdan, sönmüş ocakların gidip gelip yerini yadırgamasından. Ve daha da mühimi; ziyanı yok, diye diye ziyan olup içine sıkışıp kalmaktan başka bir işe yaramıyor. İnanmayın. Ben inanırım. Ona inanmak öyle güzel bir aldanış ki…
Çalacak milyarlarca kapın olmasına rağmen yalnızca onun eşiğinde olmak, kirpiklerine yenilmek var bir de, içimdeki kara ormanları buz buğusuna çeviren gözlerini örten kirpiklerine hayran kalmak.
Delirmek ile yaşamak arasındaki o ince çizgiden düşmeyi istemek ama her defasında içindeki cana değil de can yarına kıyamamaktan sebep oturmak salondaki yeşil berjere.
Berjer demişken, pekâlâ çatık kaşlı ve haliyle soğuğa maruz kala kala inceden bir mide infiali geçirip az daha dikişlere maruz kalacaktı ki ikna ettik.
İknalar da güzeldir. İkna olsun mu adım? Olsun be.
Çok şey olmasın zaten, ay saklansın ve sarışın uyanıversin.
Muhabbet Sokağı, numara 90. Ayaklansın.
Merdivenler taşkınlık yapsın mesela, baharat kavanozları heyecanlansın, uyansın yatak örtüleri ve saksılar.
“Şenlik var,” desin komşular, ah bu cadde panayır yerine dönüversin.
Şemsiyeler takalım yakalarımıza; senin gülüşün kadar mavi, benim özlemin kadar pastele boyansın. Gelişin tüm gidişlerin köprülerini yıksın.
Milyarlarca özlemiş olmamı sana anlata anlata bitiremeyeyim ama aydınlansın her yer.
Sen gülümse, içimde çocuklar gülsün, salıncaklar kurulsun, içim içine karışıversin. Sen öyle bir gel ki adım soyadına kavuşsun.
Kavuşmaların alfabesi gelişinle yazılsın.
“Özledim” yerine “Özlemim” demelerin adı konsun.
Gel.

Dünya Pamuk

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...