Koyu Sıcak

Gece Gündüz
A A

Koyu Sıcak

Bar taburesinde biten bir şiir daha
Bu ne bir yas ne bir matem
Dudak izlerinin sardığı kadehlerin kırmızı tonu
Ve ceketime sinen yokluğunun araladığı acı soğuk, yine.
Bileklerimde binlerce kokunun tonu
Kalelerin ve asların o yıkılmaz devasa gücüyle
Gecenin sisli örtüsüne saklanmışçasına
İner saçlarımdan aşağı gülüşüne düşerek.

Zamana aykırı sesinde bilinmeyen onca şarkı
Onlarca notanın sana çıkıp meyde sönmesi
Şirazesi kayıp, satırları eksik, kelimesi kelimesine yoksunluk
Pudrasına ve şarabına denk gelen sönük bir kentin esiri, biz.
Cebimde kalan biraz umut, biraz öfke nasıl da küskünüm şimdi
Yağan yağmurun altında kaybolan gözlerimin peşinde
Sığındığım, saklandığım derin bir kuyu, sarhoş tenimde gizlenen
Kızların ve papazların yerini değiştirdiği el uzatan kumar serzenişi…

İnce bir kesik gibi içimde çalıyor gürültülü sesin
Şımarık ve kirli bakışlarının altında ezilircesine
Bardağında şehvet dolu uzun sakalı, adamlar senfonisi
Ve bellerinde 14 mermilik kızgın tabancalarıyla
Şapkaları yüzünü örten kötü yüzler
Atlarına çatık kaşlarıyla şiddetle emirler veren
Ateş kokan sokaklarından sağ çıkma çabası
Unutulan onca söz, onca yemin
Pişkinliği terinden okunan bastonlu beyler
Bürokratlar, diplomatlar, şerifler…

Çerçevesinden sokağı süzdüğüm tek şey, kışın soğuğu
Öznesine, yüklemine dudak büküp kıvanç duyulmayan
Sazına, sözüne göz gezdirip merhem bilircesine
Nihayete ermeyen dualar gibi.
Şalvarlı köy kadınları geliyor gözümün önüne
Taş ocaklarında pişen kaderlerinin sofraya gelişine tanıklık ediyorum
Bir tas suda bulunan neşeli tavırlar
Lastik ayakkabısı eriyen delikanlılar, bahsi geçmeyen nice Ayşe, Fatma.
Odun sobası etrafında toplanan temiz insanlar
Kirası, yolu ve yordamı üstlerinde ağır bir yük.
Gözü dönmüş ağaları, bayat çaylarıyla kahvehaneleri, koyunları, otları
Yalın ayak içeri giren beybabanın yüzünde ki o tamamlanmamışlık hissi ile…

Çakıl taşlarının arasından yürüyorum
Pavyonlara ve meydanlara çıkar bu yol
İncecik yeşil bir entari üstümde
Altın sikkelere sıyırmaya hevesli utanç duvarlarıyla
Kısa ve gür adımlarım. Deniz lokantasının tam önündeyim
Sarnıçlara bakan manzarasına iç geçirerek
Sigaranın biri yanıp diğeri sönüyor, peşinden bir tane daha!
Dolup taşan küfürlü eteklerim
Zil çalmıyor, ne hacet!
Tarihini bilmem, saatim de yok, habersizim epeyce şeyden.

Dünya Pamuk

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...