İttibâ

Gece Gündüz
A A

İttibâ

Kalabalığından sıyrılıp sessizliğin kapısını açtım.
Burası yüksek giriş hanelerden daha aydınlık,
Yeşile daha tok, daha kısık seste görülüyor rüyalar,
Daha çok, kendine saklanmış bir kent gibi.
Dahası, yorgunluğu atıp battaniye altında uyuyakalmaktan hallice.
Kapı zilinde adım yazmıyor, ne hoş.
Belki bir baz istasyonu bile yoktur, kim bilir.
Pabuçlarımı giyip dere kenarında serinlemeyi istiyorum,
Ağır romanlar sende kalsın, romanlar ve çoklu sayılı hayatlar,
Biraz yaz meyvesi, biraz saka sesi, biraz da ruhum, oturup konuşalım.
Puantiyeli hallerimle iç çeke çeke özlemediğimi söyleyeyim;
Otobüs duraklarını, sabah çalan alarmları, mide ağrıtan kahve tozlarını,
Hiç özlemedim demeliyim alelacele sokak koşuşturmacalarını,
Simidi, kavunu veya balkon kavgalarını,
Özlemedim(!) demeliyim.

Bileti kesilen can yoldaşımın yarı yolda vazgeçişlerini izledim.
Başını göğe serip ikna olma çabalarını mesela,
Mesela, uyanık kalıp hiç düşünmeme denemelerini,
Karmaşadan topuklularını alıp kendine pay çıkartarak kaçışlarını,
“Toparlanmak tamı tamına budur!” deyip darmadağın oluşlarını,
Yenik düşüp sorasında bir fincan sohbete,
Yenilgilerin zaferlerden bazen daha kıymetli olduğu hali kabul edemeyişlerini,
Tırnak makaslarına, saç fırçalarına, rimellere ve gülüşlere,
Ardından, denk gelmesin diye kırmızı ışıkta hiç durmayıp gidişlerine,
Hisara yüklenip efkarı arşa çıkaramayışına,
Yakuttan söze girip, limonlu sodalar ile ayık kalışlarına
Ve kol saatinin anlamını yitirdiği otuzuncu şubat akşamlarına küs oluşunu da izledim.

Kantarı tartmıyor meraklarımı, nicedir.
Nicedir hokkasına mürekkebi bile zor sığdırıyorum,
Rivayetler ve falanca zaman deyimleri almış başını gidiyor,
Kül kızılı sıcağın bir ellerin etmediğini bilmek çok zor.
Ayracı olmayan eşikten atlamanın tadı kalmamış,
Fesleğen kokmuyor kirpiklerim ama aynalarda hâlâ izim var.
“Bir keresinde,” diye söze hiç girmiyorum,
Kaynayan tencere sularının ne önemi var ki hem?
Hem, bağı bahçeyi satıp Ege’ye yerleşmek de bana göre değildi zaten.
Boncuklu tokyoların, fularların ve açık hava sinemalarının bende yeri yok.
Akşamüstü muhabbetleri ve üstü kalsın demeleri hiç aklımda yer etmemiş.
Sırtımı dönüp vazgeçebilirim. Vazgeçebilirim. -Miyim?
Söylemesi zor.
Kendimi terazi ağırlığında pek sevemedim.
Kendimi sende görmeyi özledim.
Kendimi özledim.
Kendimi…

Dünya Pamuk

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...