Fikret Bey ve Makbule Hanım

Gece Gündüz
A A

Fikret Bey ve Makbule Hanım

“Zamanla Geçer,” üstünde fazlaca sorumluluk taşıyan bir kelime.
Ben de üstümde seni taşıyorum hâlâ. Kokunu. Yokluğunu.
Beklemek fiilinden yüz bulup seni özledikçe içime batıyor can kırıklarım, can acım.
Günlerden pazar.
Sevimsiz bir yüz ifadesi ile uyanan bedenim, uyuşturuyor sanki her sabah seni düşünen gönlümü; her sabah ve her Allah’ın akşamı aynı senaryo, sana yatıp sana uyanıyorum.
Hiçbir harf hiçliğimi, çaresizliğimi anlatmaya yetmiyor.
Kendime de soruyorum bazen, sonra oturup bir sigara yakıyorum ve şöyle diyorum: “Zamanla geçer.”

Gecenin sabaha kavuşmasına henüz birkaç saat kala yazdı bunları Fikret.
Beyoğlu’nun en eski binalarından birinde, 37. katta, elinde kalemi, ağzında küfür dolu sigarası ile oturdu, yazdı.
İç çekerken belki bir meyhanede, belki gece uyurken vazgeçmeliydi ondan ama bütün mesele bu değildi.
Aslında ortada bir mesele dahi yoktu.
Başlamadan yarım kalan, ortasından kırılan bir hikâyenin figüranlığını üstlenen Fikret, kaybetmişlik hissi ile sadece yutkunabiliyordu ve bu, sevdiği kadın tarafından bir sabah başucuna not bırakılarak terk edilen bir adam için hiç de kolay değildi.
Adını göğsünün sol yanına ilmik ilmik işleyen Fikret, gidenine bir miktar kırgın olarak ve bir hayli mutsuz bir şekilde o tabureye çıktı.
Sonunun böyle olmasında sakınca görmedi. Bir ip ve bir tabure, çekti aldı Fikret’i…
Geride A4 kâğıdına yazılmış bir paragraflık veda sözleri ve yanında Makbule Hanım ile çektirdikleri fotoğraf kaldı.

Dünya Pamuk

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...