Siluet

Gece Gündüz
A A

Siluet

Eski bir şatonun yeşillikler içerisindeki bahçesinden geçerek kapının tokmağını vurdu.
“Tak, Tak, Tak…”
Siyah pelerinli, top sakallı, saçları hafif uzun, sarışın bir adamdı.
Kapıyı hizmetçisi açtı.
“Hoş geldiniz, efendim.”
Cevap vermeden içeri girdi.
Çizmeleri çamurluydu.
Aldırmadan yürüdü, yürüdü.
Devasa şatonun, yüksek ve havadar tavanı ve altın kaplı, büyük avizesi göze hemen çarpıyordu.
Yürüdü.
Enlemesine uzun merdivenleri yavaşça çıktı.
Ayak sesleri girişte yankılanıyordu.
Yukarı çıktı.
Odasına geçti.
Çizmelerini çıkardı.
Yatağına uzandı.
Odasında bir büyük saat vardı.
Her saat başı, “Donk!” sesi duyuluyordu.
Tavana baktı.
Odası geniş ve huzurluydu.
Bir süre yatar vaziyette kaldı.
Sonra kalktı.
Çizmelerini giyindi.
Kütüphaneye geçti.
Sarı yapraklı, deri ciltli kitapları tozluydu.
Eline Latince bir kitap aldı.
Okumaya başladı.
Sayfaları çevirdi.
Hızlıca okudu, çevirdi.
Bir saat boyunca okudu.
Kitabı kapattı, yerine koydu.
Kütüphanede gezinmeye başladı.
Bir süre pencereden baktı.
Vakit hâlâ gündüzdü.
Kütüphaneden çıktı.
Merdivenlerden indi.
Büyük salona doğru yürüdü.
Kapıları açtı
İçeri girdi.
Salonda ölen eşinin büyük bir resmi vardı.
Hafif bir gülümseme vardı yüzünde.
Sanki ona bakıyordu.
İlerledi.
Gözler hâlâ ona doğruydu.
Birkaç adım daha attı.
Gözler yine üzerindeydi.
Bir süre resme hayran hayran baktı.
Yemek salonuna geçti.
Uzun, dikdörtgen bir masanın, kapıya göre sağ tarafına oturdu.
Birkaç dakika sonra hizmetçi, elinde bir tabakla içeri girdi.
Masaya koydu.
Adam afiyetle yedi.
Hava kararmıştı.
Sofradan kalktı.
Odasına geçti.
Çizmelerini çıkardı
Giysilerini çıkardı.
Uzandı.
Bir süre sağa sola döndü.
Sonra uyudu.
Salondaki göz hareket etmeye başladı.
Diğer resimler de…
Bir gıcırtı sesi duyuldu.
Bir rüzgâr esti.
Bir kapı gürültüyle kapandı.
Karısı Virginia’nın resmi birden sallandı.
Bir kadın silueti dışarı çıktı.
Havada hızlıca gezinmeye başladı.
Döndü durdu.
Odadan çıktı.
Kocasının kapalı kapılarından geçerek odasına girdi.
Odada bir süre dolandı.
Kocasının yanağından öptü.
Adam sola döndü.
Siluet pencereden dışarı çıktı.
Havada uçarak ilerlemeye başladı.
Bahçedeki salıncağa geldi.
Bir süre sallandı.
“Gırç gırç!” sesleri duyuldu.
Sonra şatonun etrafında bir süre dolandı.
Dolunay çok güzeldi.
Dolandı.
Dolandı.
Şatoya tekrar girdi.
Kendi odasına girdi.
Orada açık bir defter vardı.
Defter birden açıldı.
Tüyü mürekkebe batırdı.
Şunları yazdı:
“Ben her zaman yanındayım. Seni seviyorum. -Virginia”
Defter gürültüyle kapandı.
Odadan çıktı.
Şatoda bir süre dolandı.
Gün ağarmak üzereydi.
Tekrar salona geçti.
Tablonun içerine girdi.
Resim bir süre sallandı.
Artık güneş doğmuştu.
Adam uyandı.
Her şey eski haline döndü.
Gündüz ve gece şatoda hayat böyleydi.

Dilara Pınar Arıç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...