Portre – 5. Bölüm

Gece Gündüz
A A

Portre – 5. Bölüm

Beynindeki konuşmalardan bıkkın şekilde yataktan kalktı.
Aradığı her şey bir anda silindi.
Ne yapıyordu?
Ne düşünüyordu?
Ne yapacaktı?
Aradığı her şey silikti.
Bir anlık düşünceyle kendi zihninde bir mekân arıyordu.
Artık evinde değildi.
Adeta başka bir âlemdeydi.
Tüm görüntüler silindi.
Her yer silikti.
Bembeyaz bir evrendeydi.
Etrafına baktı.
Usulca iki elini de çenesine dayadı.
Zaman-mekân kavramı silinmişti.
Nerdeydi?
Bir kara deliğinin beyazlığına kapılmıştı sanki.
Koşmak istedi.
Kaçmak istedi.
Yapamadı.
Neredeydi?
Bilmiyordu.
Beyazlığın körlüğüne kapılmıştı.
Her yer bembeyazdı.
Sadece kendi ellerini, gövdesini ve ayaklarını görüyordu.
Elini başının üstüne koydu.
Bir siliklik söz konusuydu.
“Olamaz.”
Olabilir.
“Neredeyim ben?”
Kendi zihnindesin.
“Ne yapıyorum?”
Ne mi yapıyorsun?
Yeni bir hayata başladın.
Bildiğin tüm bilgiler silindi.
“Ne yapmalıyım?”
Kendine bir yol çizmelisin.
Yepyeni bir yol.
“Dilimi nasıl anlıyorsun?”
Unutma, ben senin zihnindeyim.
“Sen kimsin?”
Senin nöronlarının bağlantısını kuran beynindeyim.
“Ne yapmak istiyorsun?”
Sana yol göstermek istiyorum.
Ellerine baktı.
Ayaklarına baktı.
Bir anlam bulmaya çalıştı.
Etrafına baktı.
Anlayamadı.
Gözlerini kapattı.
Bir anda gözlerini açtı.
Odada ayakta ve dik vaziyette duruyordu.
Ne olduğunu anlayamamıştı.
Kahvaltısını yapma üzere mutfağa girdi.
Bir adet mısır gevreği paketini aldı, kâseye doldurdu.
Üzerine süt döktü.
Kaşıklamaya başladı.
Aklı hâlâ olduğuyla alakalı sorular sormaktaydı.
Ne olmuştu?
Aklında deli sorular vardı.
Neden olmuştu?
Mısır gevreğini yerken boşluğa dalmıştı gözleri.
Aklında deli sorular.
“Ne oldu bana?”
“Neden böyle oldu?”
Pencere açıktı.
Ara ara çarpıyor, onu hafif korkutuyordu.
Dışarıdan bir araba geçti.
Sesi kulağına geliyor, ancak hâlâ ne olduğu konusunda ne yapacağını bilemiyordu.
“Ne oldu bana?”
Sadece bir anlık oldu.
Düşüncelerinin içine girdin.
Sadece sen ve beynin…
“Neden oldu?”
Neden olduğunu çok iyi biliyorsun.
Sen ve düşüncelerin ayrılmaz ikili.
Beyninin nöronları seni zihnine sürükledi.
“Nasıl oluyor bu?”
Bu soruyu bana sorma.
Gözlerini kapattı.
Bir karanlık odadaydı.
Hiçbir şey görünmüyordu.
Gözlerini açtı.
Her yer bembeyazdı.
Tekrar gözlerini kapattı.
Açtı.
Mısır gevreği önünde duruyordu.
Tekrar gözlerini kapadı.
Açtı.
Her yer bembeyazdı ve tek o vardı.
Gözlerini kapadı.
Açtı.
Mısır gevreği yine önündeydi.
Gevreği yemeye koyuldu.
Kaşıkladı, kaşıkladı.
Yıkamak üzere lavaboya yöneldi.
Kâseyi ve kaşığı yıkadı.
Bulaşıklığa koydu.
Dışarı çıkmaya yeltendi.
Üzerini giyindi.
Bir kafeye doğru yürüdü.
Bir masaya oturdu.
“Bir çay lütfen.”
Çayı geldi.
İçti.
1 lirayı masaya koyup oradan ayrıldı.
Bir minibüse bindi.
Kartını basıp minibüste bir koltuğa oturdu.
Son durağa kadar minibüste oturdu.
Sonra indi ve tekrar binmek üzere minibüsün kart bölümüne kartını bastı.
Bir koltuğa oturdu.
Evinin durağında indi.
Evine doğru yürümeye başladı.
Karar değiştirip tekrar kafeye gitti.
“Bir çay lütfen.” dedi.
Çayını yavaşça yudumladı.
Bitirdikten sonra kaktı.
Evine doğru yürüdü.
Kapının kilidini açtı.
Faturaları için posta kutusuna baktı.
Boştu.
İçeri girdi.
Eline bir kâğıt ve kalem aldı.
Yazmak için direndi.
Ancak yazamadı.
Gözlerini kapadı.
Açtı.
Her yer yine bembeyazdı.
Kapadı.
Açtı.
Önünde beyaz bir kâğıt ve sempozyumdan hediye edilen bir kalem vardı.
Gözlerini kapadı.
Açtı.
Her yer yine bembeyazdı.
“Bu neden oluyor?”
Anlayamadın değil mi hâlâ?
“Evet.”
Zihnin seni ele veriyor.
Düşünce mahkûmusun sen.

Dilara Pınar Arıç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...