Leke

Gece Gündüz
A A

Leke

Gece uykusuz geçmişti.
Gece yarısı yatağından usulca kalktı.
Öykülerdeki uykusuzluğa benzer bir uykusuzluktu onunki.
Uykusuzdu.
Terliklerini giydi.
Pencereden dışarı baktı.
Ceketinin cebine ellerini ısıtmak için sokan, top sakallı, esmer bir adam geçti sokaktan.
Aylardan Marttı, soğukla sıcak arası…
Gözlerini ayırmadan izledi dışarıyı.
Bir kadın geçti.
Üstünde uzun bir pardösü, beyazımsı bir eşarp, hızlıca geçti.
Adam elini çenesine götürdü.
Suskundu.
Duygusuzca gözlerini pencereden çevirdi.
Perdeyi çekti.
Eline bir kalem aldı.
Bir de kâğıt…
Karalamaya başladı her zamanki gibi.
Sonra bıraktı.
Bir telefon geldi uzaklardan.
“İnternet paketinizi uygun hale getirin.”
Kapattı telefonu.
Işık açıktı, gözünü alıyordu.
NLP El Kitabı hep başucundaydı.
Ara sıra çalıyordu.
Ne gerek vardı buna?
Ondaki de zevk işte.
Kendini mutlu etmenin yoluydu belki okumak.
Okudukça insan daha da gelişir, bilgilendikçe kendini iyi hissederdi.
Öyle miydi gerçekten?
Ama okumak gerekliydi.
Kuran’ın ilk emriydi okumak.
Hele kalem?
Allah, kalemle yazmayı öğretmişti.
Kalem kutsaldı.
Atsan atılmaz, satsan satılmaz bir varlık.
Neyse, öyküye geri dönelim.
Kitaplığın köşesinde bir leke fark etti.
Islak bir bezle silmeye çalıştı.
Olmadı.
Sürekli silmeye çalıştı.
Sonra sabunlu bir bezle silmeye çalıştı.
Yapamadı.
“Leke gittikçe büyüdü sanki.”
O bunu düşünürken sokaktan siren sesleri geldi.
“Bir kaza var sanırım.”
Sonra bir araba geçti.
Sonra da bir kadın…
Leke büyüdükçe büyüdü.
Sabunlu bezle sildikçe büyüyordu.
O sildi, daha da büyüdü.
O sildi, daha da büyüdü.
O sildi, daha da büyüdü.
Kitaplığın her yanını kaplamıştı o leke.
Sonra düşündü ki: “Neden siliyorum ben?”
Bıraktı silmeyi.
Büyüyen, onu da aldı çekti içine.
Her yer simsiyahtı.
Kara delikte gibiydi.
Cebinden bir çakmak çıkardı, yaktı.
Her yer simsiyahtı.
Gökdelenin tepesinde kaybolan ilk insandı.

Dilara Pınar Arıç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...