Kulaksız

Gece Gündüz
A A

Kulaksız

Sabah kalktı.
Saati çalmıştı.
Gözlerini ovaladı.
Lavaboya girdi.
Elini yüzünü yıkadı.
Üzerini giyindi.
Arabaya bindi.
İşe doğru yola koyuldu.
Radyoyu açtı.
Ama sol kulağı duymuyordu.
Aynaya baktı.
Şaşkına döndü.
Kulağı yoktu.
Arabayı durdurdu.
Aynaya dikkatlice baktı.
Sol kulağı kayıptı.
İşe devam etti.
İşte gazeteye ilan verdi:
“Kulağımı kaybettim, hükümsüzdür.”
İnsanlar, ona tuhaf tuhaf bakmaya başladı.
Sol kulağı olmayan adamdı artık.
İşte bakışlardan rahatsız olmuştu.
Mesai saati tamamlanıp eve doğru giderken “Eve gidince bakarım.” diye düşündü.
Arabasına bindi.
Yola koyuldu.
Aradığı ne varsa silindi.
Kendi Hiç’liğini Yok’ladı.
Eve geldi.
Her yere baktı.
Aradı.
Taradı.
Bulamadı.
Odaların her tarafına bakmıştı.
Ama Yok’tu.
Gözlerinden yaşlar boşandı.
Ne yapmalıydı?
İlan da vermişti.
Ömrü boyunca bu kulaksızlıkla yaşayacaktı.
Tekrar her yeri aradı.
Her yeri…
Aradı.
Taradı.
Bulamadı.
Sol kulağı olmayan bir adamı kim ne yapsındı?
Tekrar her yeri aradı.
Tekrar.
Tekrar.
Tekrar.
Tekrar.
Kaderine alışmak zorundaydı.
Bu, onun kaderiydi.
Sol kulağı olmayan adam olmak…
Üzüldü ama alışmalıydı artık.
Kulaksız adamdı.
Bunu kabullenmeliydi.
Bununla yaşamak, ölüm gibiydi.
Ama sabretmeliydi.
Günler geçti.
Kulaksız adam, hâlâ kulaksız…
Üç noktadan belirsiz bir an.
Üç noktadan farksız bir yaşam.

Dilara Pınar Arıç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...