Aynadaki Adam

Gece Gündüz
A A

Elindeki deste kartlarla oynamaktaydı.
Vazgeçti, bıraktı.
Kartları topladı, bir kutuya koydu.
Banyoya geçti.
Yüzünü yıkadı.
Aynaya yüzüne baktı.
Bambaşka bir insan karşındaydı.
Tanımaya çalıştı.
İşaret parmağıyla aynaya dokundu.
Aynadaki akisle konuşmaya başladı.
“Sen kimsin?”
“Ben benim, sen de sensin.”
Şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Öylece kalakaldı.
Akis, sakindi.
Aynadan kaçtı.
Yatak odasına geldi.
Bir bekâr evi için oldukça güzel evdi onunki.
Başı dönmeye başladı.
O akis kimdi?
Kendisini farklı çehrede nasıl görebiliyordu.
Başı fena hâlde dönüyordu.
Kimdi?
Koltukta yığıldı.
Bir süre sonra kendine geldi.
Gözlerini açtı.
Tavana bakıyordu.
Tavanda ışık ve gölgeye takıldı kaldı.
Işığın, rüzgârda hareketlenen perdeyle imtihanını izledi.
Yerinden kalktı.
Banyoya geçti.
Aynaya baktı.
İşaret parmağıyla dokundu.
Elini aynanın üzerinde gezindirdi.
Akis onu öylece durmuş gülerek izlemekteydi.
Bir kahkaha attı.
“Ha ha ha!”
Adam şaşkın şekildeydi, anlam veremiyordu.
Her şey, tüm yaşadıkları bir anda silinmişti.
Aynadaki aksi ve kendisi arasında nasıl bir bağ vardı?
Düşündü.
Bir anlam veremedi.
Akis hâlâ gülerek ona bakıyordu.
O ise anlamaya çalışıyordu.
Garip bir hâl çökmüştü üzerine.
Tekrar kaçtı oradan.
Bir kahve yaptı.
İçti.
Akis aklına takılmıştı.
Tekrar banyoya geçti.
Akis ona öylece bakmaktaydı.
“Ne oldu?” diye sordu.
Ne olmuştu?
“Sen kimsin?” diye sordu.
Akis de: “Sen kimsen ben de oyum.”
Kendi benliğiyle karşılaşmak onun zoruna gitmişti.
Aynadaki adam da kimdi böyle?
“Neden buradasın?”
“Sen için buradaysan ben de onun için buradayım.”
Şu hâlini gören insan bu adam delirmiş diyebilirdi.
Ancak bambaşka bir hâldi bu.
Anlatsa kimse inanmazdı ki!
“Ne yapıyorsun?”
“Sana bakıyorum.”
“Neden ben?”
“Nedenini biliyor olmalısın.”
“Ne özelliğim var ki benim?”
“Kendine bak önce, öyle konuş.”
“Ben sensem, sen de bensen; nasıl oluyor bu?”
“Kendinle karşılaşmak bu kadar zordur işte.”
“Nedeni ne ama?”
“Biliyor olmalısın. Sen Osun. Aynadaki adam.”
“Aynadaki adam mı?”
“Evet.”
“Ne yapmam gerekiyor şimdi?”
“Sadece kendini tanı. O zaman anlayacaksın.”
İçinde bir şüphe oluştu.
Biraz su alıp eline yüzüne şaplattı.
Delirdiğini düşündü.
Aynaya baktı.
Aynı akis…
“Gitmedin mi?”
“Sen ne zaman gidersen ben de o zaman giderim. Unuttun mu, ben senim.”
İçi bir tuhaf oldu.
Gerçekten de aynayla konuşuyordu.
Delirmiş miydi?
Hayır.
Aynaya tekrar baktı.
Gülerek, “İnanmıyorsun hâlâ değil mi?” dedi akis.
Şaşırdı.
“Nerden anladın?”
“Unuttun mu, ben senim.”
Bir psikiyatra görünmesi gerektiğini düşündü.
Deliriyor olmalıydı.
Ancak değildi.
Aynadaki aksiyle yüzleşmesi gerekiyordu.
İşini bıraktığından beri her şey garip gitmeye başlamıştı.
Şimdi de aksiyle konuşuyordu.
Yüzünü yıkadı.
Aynadaki adam hâlâ gülerek ona bakıyordu.
“İnanmıyorsun hâlâ değil mi?”
“Artık inanıyorum. Sen bensin, ben de senim.”
“Artık inandığına göre ortadan kaybolabilirim.”
“Hayır gitme. Senden öğreneceklerim var. Söyle, kimim ben?”
“Aynadaki adam.”
“Ben seçilmiş miyim?”
“Hayır tabii ki.” dedi gülerek. “Kimse özel değildir.”
“Sadece insan olduğunu bilmen gerekiyor.”
“İnsan olduğumu bilmiyor muyum yani?”
“Biliyorsun. Ancak kendini tanıman gerekiyor.”
“Nasıl olacak bu?”
“Sadece aynaya bak. Gözlerine. O sensin.”
“Anladım. “
“Şimdi gitme zamanı.”
“Gitme.”
“Gitmek zorundayım.”
Gözleri bir an yana kaydı.
Tekrar aynaya baktı ki görüntü kaybolmuştu.
Aynada kimseyi göremiyordu.
Ne olmuştu?
“Hiç”liğini “yok”ladı.
Aynadan böylelikle uzaklaştı.

Dilara Pınar Arıç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...