Aşk Bu Ya

Gece Gündüz
A A

“I found my love in Portofino.” Bir şarkı çalıyordu pikapta. Duygularını yansıtmak istedi kâğıda.
Yazmaya başladı.
Müziği oldu olası severdi.
Yazdıkları öykü oldu.
Aşkı bulduğunu hissetmek istedi.
Sessizlikte kalan bir plak gibiydi sözleri.
Çalınmak istenen ama hep itilen.
Duygularını yaşatmak istedi kâğıda.
Yazdı.
Yazdı.
Tekrarlar derdi değildi onun.
Tekrarlanmış bir şeyi yaşatmak…
Resmi de severdi. Salvador Dali’nin tablolarına bayılırdı.
Resminin bir kopyası odasında asılıydı.
Terminatör gibiydi annesi.
Ne söylüyorsa tersini yapardı.
Duygusuzdu belki.
Duygusuz…
Bu kelimeye alışmıştı artık.
Gitarını çalmaya koyuldu.
Bir taraftan çay içiyordu.
Edebiyat adamlarının şiarıydı çay-kahve içmek.
Bir alışkanlıktı.
Sevgilisiyle ilk buluşmasın hatırladı.
Çay içmişlerdi beraber.
Çok mutlulardı.
Nereden bilirdi sonradan ayrılacaklarını.
Plağı çevirdi.
“Sous Le Ciel De Paris” çalmaya başladı pikapta.
Edith Piaf’ı çok severdi.
Ama plaktaki en sevdiği şarkı Jacques Brel’in “Ne me quitte pas”tı.
Aradığı ne varsa silinmişti.
Şarkıya büyüyle kapıldı.
Söylemeye başladı.
Paris’e gitmeyi çok istiyordu.
Fransızca sadece şarkılardaydı.
Pek konuşamıyordu.
İspanyolcayı çok seviyordu.
İspanyol şarkılarını dinlemeyi çok severdi.
Gözlerini kırptı.
Bir tel saçı düştü yere.
“Günde yüz tel saç dökülmesi normal.” demişti gazetede.
Potansiyel bir manyaktı efendisi.
Müzik ve kitaplar…
Efendisiydi onun.
En büyük aşkı müzik ve kitaplardı.
“Hiç”liğini “Yok”ladı.
“Et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen.”
Yüz seksen kere de olsa tekrar iyiydi.
Bunu biliyordu.
Limuzine binen züppe gençlikten olmamaya, sanatla haşir neşir olmaya çalışıyordu.
Gözlerini kırptı.
Dans ederken olmaya çalıştığı kızlardan farkı yoktu.
Her şey satırlarda gizliydi.
Gizlilik satırların arkasında yazılıydı.
Şifreydi dünya ona göre.
Gözlerini kırptı.
Müzikle dans etmeye başladı.
Temel hareketlerini yaptı tangonun.
Çayından birkaç yudum içti.
“Ne yapacağımı bilmiyorum.”
“Sürüklendim gidiyorum.”
Kendince düşüncelerle boğuşuyordu.
Gözlerini kırptı.
Elini uzatıp açık pencereden içeri damlayan yağmuru avuçlamaya çalıştı.
Marjinal duygulardan sıyrılmış olmanın verdiği huzuru hissetti.
Çayından birkaç yudum aldı.
Sevgilisiyle buluşmalarını hatırladı.
Gülümsedi.
Çayını bitirdikten sonra mutfakta yıkadı.
Tezgâha yerleştirdi.
“Love in Portofino”yu tekrar çalmaya başladı.
Şarkıyla temel dans hareketlerini yaptı.
Müziğe kendini bıraktı.
Gece böylelikle sona geldi.
Gözlerini kapattı.
Pikap iğnesi boşta kaldı.
Aşk bu ya, duygular yalandı.

Dilara Pınar Arıç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...