Yalamaç

Gece Gündüz
A A

Yalamaç

Belki de hikâyenin varış noktası, sonla harmanlamış bir tabaka. Belki de başlanan yeni bir resim. Aynı kolun hem sarılıp hem de dövülesi hırçınlığı gibi. Belki görmedim, belki tadamadım. Belki de yanlış cadde dedim ve Beyoğlu’nun salınan tokmak adımlarında uyudum kaldım.

Gecede körükleyici bir tutam yalamaç* vardır. Kimi zaman boynumdan aşağıya, kimi zaman midemden dışarı vuran zıngırtıya…

Kalamar gibi hissettiğim de oluyor. Sarıyer’de bir balık restoranında servis edilmiş gibi. Çatal ve bıçağın derime değişi beni gıdıklıyor. Ama bundan kimsenin haberi yok. Kesiş esnasında bıçağın hafif tırtıklı yakası bana asılıyor. Ben herkese yüz veremem. Bir ağırlığım olmalı. Kendime baktırmalıyım ama aynı zamanda da bir nefis gibi takılıp kalmalıyım. Biraz daha asılıyor. Ölü olmama rağmen yine de canımın gıdıklandığını hissediyorum.

“Son tabakan işte, biraz benimle eğlensen ne olur güzelim?”

Bunu diyen bıçağın ta kendisiydi. Bitmiş şeyler olabilirdi ama bu onların saygınlığını yitirmezdi. “Kes ve bitir. Bana asılarak sahibini geciktiriyorsun. Zira poposuna pamuk tıkamanın zamanı gelmiş gibi duruyor. Ona yükselsen nasıl olur ama?” Kibar olabilirdim fakat dobra kişiliğimden geri kalamayan bir yapıya sahibim. Sahiptim. Ya da belki de hala sahibim. Can bedenden arşa yükselmedikçe bin kesik dahi atılsa anlamsız kalırdı toprak altında. Ah pardon, benimki mide asitlerinin altında yanacak olsa gerek. Çok pardon, hepimiz yanıyoruz ya zaten. Laçkalaşmış kimliklerin altında olabilir. E, tabii ki seçenekler sizin. Bazen bir ırmağın altında, bazen arabanızın alış sonrasındaki öldürene kadar kullandığınızda verilmesi borç bilinmiş komuta zincirinin tabağında. Sigara içilen odaya bağlanmış ağaç kökleri gibi saldım tabakamı. Beni zehirleyen, bıçağın kesici cazibesinden ziyade; asılgan, hırsla öç alınmayı birbirine karıştırmış maşa. Aynı, çatalın bu tablodaki yeri misali… “Sessiz ol kalamar, birazdan sarf edecek sözlerin de kalmayacak. Elleri bizi bir hışımla sıkıyor ve canım yanmakta. Sessiz ol ve öl.” diyen dostum nedir bu hal hakkı?

Beyoğlu sokaklarını anımsıyorum. Ara sokakların gece esintisini.

Özlüyorum da bir yandan. Deniz olmamasına rağmen özgürce yüzebildiğim tek yeri.

* Yalamaç: Çirkin yalayışlar, izinsiz işlenen öpüşmeler gibi.

Defne Avcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...