Shlimazl

Gece Gündüz
A A

Shlimazl

Yeni gelmiştim yolculuktan. Bir valizin ipine tutuldum, çektim içime bedenimi ve yol boyunca yutkunmadan sığdırdım kendimi tangır tungur ilerleyen sarsıntıya.

Benim için zar zor geçen bu süreç devasa insanlar için ne kadar da kolaydı öyle. Ardında anıları bırakıp yürüdüler, geçmiş olacak günlerini arkalarına dönmeden yutup ilerledirler.

Zordu, zordu tereddüt etmeden bilmediğim yere sürüklenmek. Yol boyunca düşündüm durdum. Devam etmeli miyim, vazgeçip tünemeli miyim, diye. Yanıt hep suskunluk. Ses etsem boynum ağrır, kulaklarım kaşınır, içim gıcırdardı. Sussam yer açılır, çeker içine bağımsız köhneliği bir karışta. Bana da tutunmak kaldı bunca olandan sonra.

Şimdi hiç bilmediğim bir evin penceresinde devasa manzarayla sohbetleşiyorum. O susuyor, ben susuyor, düğüm olmuş yüreklerimiz konuşuyor. Renkleri birbirine geçmiş, sokak lambaları kenarda, akşamın gelmesine saatler kala son çayımızı yudumluyoruz.

Şekeri bırakalı yeni oldu. Sızılı yaşamın içerisinde boğulurken tatlı nedir, silindi dilimden. Acı bir çay, acı bir kahve, acı bir tokat, acı bir çınar ağacının devrilişini seyretmek…

En son hangi denizde yüzdüğümü hatırlamıyorum. Dalgalar vurdu sahil boyunca. Ama hangi kumsal beni misafir etti, bihaberim.

Karanlık çökse de girsem yatak aralarına. Dağınık kafamın yankılanan vardiyasında değişiklik olsa… Nemli duvarlar üstüme üstüme geliyor, korkutmak, kaçırmak istiyorlar kendilerinden.

Küçük bir tahta kurusunun yaşamından perdeler akıtacağım. Yağmur çiseleyecek, gün batacak, yanmış odunların dumanı sarsacak yere batan çıkmazını.  İnsanlar uykularında süzülmeye devam edecek. Ne zarar verseler  de uzak kalamayacağım devlikten bütünlüklerine. Besleneceğim öfkelerinden, arsızlıklarından. Bile isteye terk edeceğim yalanlarına.

Kiri evimiz zannederler ya, çok gülerim sananlara.  Darmadağın hayatınıza gireriz, karmakarışık sorunlarınızla loş ışığınızda güreşiriz. Fakat hepsinden gayrı ben unutularak geldim buralara.

Kuyunun içinde ses suya ulaşmaya çalışırken kendini keşfediyor. Bu da benzer geliyor bana. Yeni bir kitabı karıştırmakken amacımız, o an fark ediyoruz ki kendi sayfalarımızı arıyoruz. Büsbütün hatam burada başlıyor. Her sayfada unutulup gidiyorum. Her sayfada…

Beni bulmasınlar, bulmasınlar!  İnsan kanı mı, hayvan kanı mı bizi besleyen? Hepsi, derim bu işe. Onlar uyur, biz çıkarız güne. Onlar uyanır, biz saklanırız habersizce. Hayat akar mı böyle, söylesene!

Evveldir tahtakurusuyum. Adım Shlimazl*.  Buraya kaçmamın sebebi görünmezliğin oyununu varsaymam. İnsan olmak zordur. Yalanı bilmeli, oyunu bilmeli, küfretmeyi, her gün söve söve yarını düşlemeli. Bunca kalabalık varken, insan olmanın pek de marifet olmadığını anladım. Zaten kendimi bulamaz hâldeyim. Onlar, “Bensel Shlimazl” kimdir, umursamaz. “Bensel tahtakurusu” olsam ne kayıp var.

Gün ışığı, onlar beni göremez, ki zaten görülmeye değmez. Gece ay ışığı düştü mü perdeye, ayaklanır  kalkarım güne.  Oyun oynar dururuz.  İnsan kanı içmem; çekilir, büzülürüm. Yettiği zaman benimkini kana kana, lokur lokur içtiler.

Ses işittim sanki. Ayak sesleri… Saklan devranım, az sonra yeniden sen olmaya ihtimalin çalacak.

*Shlimazl: Sürekli şansız olan birine denir.

 

Defne Avcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...