Sanırsam…

Gece Gündüz
A A

Sanırsam…

Ben sanırsam bir deliyim. Uzaklardan gelen seslerin, çalılıklar arasında sıkışmış sızılarını duyarken… Ben sanırsam bir kaçığım. Oh-, hayır! Çarpıtıcı güzellikteki bu eşsiz sokakları nasıl hatırlamam. Görmüyor musun? Orada işte! Seni, seni ve seni de…  Sizi kaybettiğim sokaklar burada. Ayaklarımdan yol olmuş serilmiş. Nasıl adım atamaz hâle gelmişim ama. Halılar eskimiş de epeyce. Yolun kiri de haylice. Bozukluklar sıkışmış aralarda. Simidin susamları yayılmış. Sersefil bir çapkınım ben. Ayağımda canını sermiş bir kundura, ellerimde yırtılmış, siyah, kirli eldivenler. Bu semtte ne zaman gezinsem kalabalığın kahkahaları arasındaki ara sokaklara çıkıyor buluyorum kendimi. Nedir beni buraya sürükleyen, nedir karanlığın soğukluğuna göz yuman? Az ileride tam üç kız görüyorum. Ağzı kulaklarında deyimi bu olsa gerek. Güzellikleri, giyindikleri kumaşlardan değil de, sıcak şenliklerinden geliyor olmalı.

Eksik kalmışlığımı bu sokaklar veriyor işte bana. Şimdi biraz daha gerçekçiyim sanki. Ellerinde peçetelerle yanıma sokulan çocukları daha iyi anlıyorum. Temiz çarşaflarına sarılıp bir bardak ballı süt kim içmek istemez ki?

Ya da küçük avuçlarından öpülmesini…  “Ah! Küçük müsün?” diyecek olursanız da umurumda değil! Ben bizzat isterdim. Saçlarımın taranmasını, boynumdan öpülüp, kokumun masallar kadar toz , rüyalar kadar yumuşak şekilde içe çekilmesini.

Ben, ben… Hatırladım! Ben annemi özledim galiba.  Gözleri ela, içine alır sarar, her gün görsen bir tohum daha filiz vermek ister.  Kahkahası şen, sesi kuşlar diyarı. Bazı geceler hüzün sarar dört bir yanını. Ufacıklaşır. Susar, inada biner. Ne deseniz boş. Kırılmış bir kız olur çıkar. Hahaha, ne komiktir ki çok sürmez, dayanamaz o sessizliğe. Çocuktur,  saf mı saf…  Öyle ki bana çocukluğumu unutturan da o olmuştur galiba. Asla! Asla kızamam. Ben sadece bir deliyim. Dediklerimi gerçek mi sandınız? Komik olmayın.

Bağımsızlığı ilan eden bir martı olup çıktım. Sevdiğim kitaplarda kendimi arayıp durdum. Hangi sayfayı çevirsem yeni bir benle rastlaştım. Dünya minimalistleşmiş, ben de buharlamış gibi. Ne çok “ben” dedim. Hiç de susturmuyorsunuz beni. Ah-, sinirlenmeye başladım ama. Yine “ben” dedim. İlahi; ne bakıyorsunuz satırlarıma afallamış peri kovan gibi.

Çadır kurdum şimdi. Penceresi yıldızdan, yatağı koynundan. Yıldızlarım koyu koyu bakan gözlerinden, çarşafım ılık nefesinden. Oh, sevgilim…  Bu sokaklar ne zaman bana uğrasa havanın soğumasını beklediğimi hatırlar dururum. Götürmek istediğim bir yer ancak hava soğukken bizi içeri alabilirdi. Çünkü ancak müziğinin sesi o zaman kulağa şiir gibi gelebilirdi.

Otomobiller kaza yaptığı esnada sokakta kıyamet patladı. Önce cayır cayır yanan iskemleler, ardından kuytu aracıklarda uluyan köpekler. Patlamanın etkisi ile kulak zarlarını cephe alan ses dalgaları, kendini yere bıraktı.

Ben sanırsam bir deliyim.

Ben, ben… Ah! Hatırladım.

Ben ninni nedir, onu özledim.

Sakallı bir adamın suretini özledim.

Ah, ah sevgilim…

Ne büyük yanılgı, ne büyük kırıklık.

Uzun kulaklı, yumuşak dilli

kemirgenimi özledim.

Saat salkım olmuş uzarken,

ben nihai yaradılışımı dinledim.

 

Defne Avcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...