Hiffu

Gece Gündüz
A A

Lisanı Yusuf’ta girdap alıp gidiyordu o günlerde. Tek bir kara parçası kalmışçasına batıktı günler. Güneşin sallanan vücudu yetmiyordu. Ayın şarap kokusu kadehten silinip gidiyordu. O günlerde her şey çok karışıktı. Kalkan bir İskender çarşafını örtmüştü son veda hutbesinde. Keşkeler doluydu adımlar.

O vakitte, gezinip giden iki elinin üstünde gördüm onu. Sırçalar taramıştı vücudunu. Körler ağırlamıştı soluğunu. Bir geçmiş ve bir gelecekti aslı zaman içerisinde. Şimdiki zamana kırbaçlanmış fikirleri vardı. Ne gidebiliyor ne de geri adım atabiliyordu. Sadece bekâretiyle kanıyordu.

“Misa Kuka, son durum nedir?”

“Hâlâ aynı efendim.”

Evriminin kaçıncı aşamasında olduğu bilinmeyen bu canlı, gözetim altına alınmıştı. Dört duvarla çevrili oda, bir yatak ve siyahın hâkim olduğu o duvarlar. Asmada bir el sallanıyor. Bıçak keskin lakin yetmeyiveriyor kesişe. O hâlâ orada sallanıyor. Son günüymüş gibi. Ne ışık alır oluyor gözleri ne de intikam gücü. Son günüymüş gibi işte. Son günleriniz nasıl olursa…

Odanın her köşesine bir kamera yerleştirildi. Her sabah kahvaltı veriliyor ama o dokunmuyor bile. Odasında bir adet tuvalet bulunmakta ama gördüğümüz üzere dışkılama gerçekleştirmiyor.

Geçen akşam odasına bir mum koyduk ve rahatsız olup mumu sakince üfledi. Diğer bir akşam tekrar koyduk, bu sefer mumu ortadan ikiye ayırdı. Diğer akşam bir kere daha denedik ve bu sefer mum ortadan yok oldu. Kamera görüntülerinde her şey normaldi fakat mum kaybolmuştu.

“Misa, son durum nedir?”

“Hâlâ aynı efendim.”

Bu yaratığa bir isim konmalıydı. Günlerce düşündük. Bu kadar tepkisiz, donuk ve aynı zamanda tehditkâr.

“HİFFU”

Dilde hamlaşıyor. Önce çok hoş bir sonbahar esintisi gibi, ardından görünüveriyor kasırganın yaklaşan sesi.

“Misa, tut onu hemen, çabuk yakala!”

“Kahretsin onu aldı, gördün mü işte…”

Ben ne yapacaktım, ben şimdi ne yapacaktım? Hapisten bir duvar ördüğüm HİFFU’ya kelepçe verdim çocuğumla. Elinden almak için çok uğraştık ama katiyen yoktu almanın usulü. Kızmıyordu, saldırmıyordu; sadece bize geri vermiyordu işte. Ellerinde bir kıpırtı, hissedilir derecede oynaşıyordu. Çocuğun saçlarını okşuyor, tenine dokunuyor ve avuçlarında kavrıyordu. Ellerinde uçuşan kiremitler vardı. Kızıllığı ısıtıyordu demek, bu saf kan nebziye* nabız olan ilikleri.

Kameralarda bir görüntü titrer oldu. Günler önce kaybolan mum değil miydi o? Elleriyle yaktı HİFFU. Eriyen damlaları ellerine sürüyordu. Bu ellerde ne vardı böyle?

Mikrofondan seslenmek şarttı, benim çocuğum orada tehlikedeydi. Ne yapıyordu bu yaratık?

“Rija!** Çocuğuma zarar verecek olursan bileklerinde dua okunur. Ondan uzak dur!”

HİFFU damlaları çocuğun yüzüne akıtmaya başlar. Çocuk gayet sakindir.

“Rija!”

Elleriyle çocuğun elması yanaklarını öper usulca.

“Yadırgayan yük ihsanları!”

HİFFU’dan bir ses yankılanır, ölüleri mahşer gününe kaldırırcasına.

“Artık o benimdir, o bizim. Ellerim var bir benim. Gözlerim oluyorlar bana, kimsenin göremedikleri kadar. Bakılıp keşfedilemeyen şeyler gibi. Sözlerim oluyorlar. Ellerim ellerinize değdiğinizde bir şair çıkıyor. Kul borcuna isyan. Öyle akşamlar geliyor ki bazen sadece sarsılan dizlerim oluyorlar. Beni bir-iki adım daha öteye taşıyabilmek için. Geride kalmama izin verilmiyor. İki adım ötesindeki en ufak bir güzelliği kaçırmamam için. Meftun bir yürek oluyor. Sizlerde parçalananlara ziyade tekrar atabilmek için. Sağır kulaklarınız, nefret kenef kokan ağızlarınız, göremeyen iki cam parçanız var. Yürümeye engel ayaklarınızda kramplar yetişiyor. Sırf olağan her şeyden daha isyankâr kalabilmeniz için. Elleriniz var, bana okuyacağın duayı çoktan toprak atılıp giden bilekleriniz. Benim bir elim vardır, tek bir elim.”

BU ÇOCUK DAİM BENİMDİR, SADECE TEK BİR EL OLABİLMEK İÇİN!

 

* Nebziye: Kanın delaleti.

** Rija: Kendi aralarında oluşturdukları sesleniş şekli. Genelde düşman veya zararlı maddeler için kullanılan kelime.

Defne Avcı

Bunu neden başkaları da okumasın ki?
Paylaşmak güzeldir...

Bak bir de bu var...
Hayat Akıyor
Hayat Akıyor

Hayat akıyor; Damlaların süzüldüğü pencere camından Sevdaya olan umutlarım her dakika artıyor Bir koku yayılıyor pencerenin kenarından O koku suya

Kapat