Gayr-ı

Gece Gündüz
A A

Gayr-ı

Fark etmeden kim olduğumu unutmuşum
Susuz, kurak yaşam denen vakti hâlinde bir kavanoz
İçinde camlarına vura vura
Kırıklar kesmiş her bir duygumu bir anda
Aslında yavaşça ama bir anda
Zikrim Mualla kaybıma
Ufak bir çocuk işte
Ufak bir çocuk…
Etek pilelerine sökük vurulan
Destansı uzantısında ipler geçiriliyor
Boğum boğum olmuş kanatlarına
Oturuyorum işte odak noktam boşa
Sıfıra ve kayba dalarken
Künyesinde silik kelepçe
Benim içimde bir yerlerde
Körkütük oldum sessizliğe
Uyuşmak…
Bir mezar taşında kayıplarla uyuşmak…
İstiyorum ama çok korkuyorum
Dualardan diliyorum ve kendimden
Kayda değer hiçbir şey yok
Kelimelerim bile yok bazen
Sadece yazmak istiyorum
Ama yazacak tek bir umudum kalmıyor
Belki de erimiş hissizliğime
Düz, dümdüz
Kaldırım taşlarında tekdüze
Kerpetene ihtiyaç adımlar
Ten beyaz, soğuk
Sadece çok üşüyor
Üşüyor…
Titreyen çenesine el vurulmalı
Dur!
Sığınak katında depremle dip dibe
Diri dirime toprak çöküyor
Görünmez hayaletten perdeme
Umut yok dedim ya gayrı var galiba
Yoksa elim tutmazdı edebiyata.

Defne Avcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...