Balkonda Bir Ceylan

Gece Gündüz
A A

Balkonda Bir Ceylan

Ilık gecenin ahına ortaktım bu gece. Diller tutuk, gözler yangın yeriydi. Ilık ılık esen burukluk her yanda hissediliyordu. İşte bir gecenin affına sığınıp eller açılacak gece. Öyle bir histi ki nefsine kesiklerin hapsolması… Dedim ya diller tutuk.

Salınan umutsuzluk, balkonumun camından vurup duruyordu. Sesi işitemedim, yanıldığımı sandım ve bir kez daha çaldı. Cevap vermedikçe bir kez daha. Kaybolmak istedim, aynı kumruların ötüşlerinde kaybolmak gibi. Böyle bir haksızlık, böyle bir öfke anca kaybolmakla sağlanabilirdi. Gözlerim yorgunca aralandı. Yavaşça doğruldum, ilerledim. Durdum. Balkon camı hâlâ vuruşlarda. Perdeyi hafifçe araladım. İnanmak güç, camda bir ceylan. Önünde dize gelen kelimeler hele. Anlatılması ne muallâ ama. Biraz daha yaklaştım cama ve biraz daha. Gölgeler arasında oyundu sanki. Nedir bilinmez bir yara açıldı bahtıma. Balkon kapısını açtım ve onu içeri davet ettim. Korkak bakışlarından anladım, işte o da kaçıyordu benim gibi. Tüm ışıkları söndürdük. Bir mum aldım, kokusu deseniz aynı o. Unutulamayan arzuların kokusu. Dudaklarını her araladığında çıkan o titreşimlerin kokusu. Yatağa oturduk. Bir ceylan, bir insan, bir de kovboy. Mumu da yanı başımıza koyduk. Şimdi bizi kimse bulamayacaktı. Sessizlik hâkimdi bedenlere. Ruhlar, sarmaşıktı adeta. Kimininki dargın, kimininki yılgın, kimininki boşlukta sürüklenen aitsizlik hissi içerisinde. Ama hepimiz suskunuz güya. Boynundaki o büküklük, beni sana yakın kılıyor. Kulaklarındaki sönüklük, “Evet, ben de sizdenim.” diyor. Ya korkusuz duran ama yorganın altına beraber girip ödümüzün bol köpüklü çikolataya bulanmasıyla ürken biz? Sen? Kovboyum işte. Ceylanım öteberi bizimle. Mum sönüyor. Sönen ışığı girdaba karışıyor. O da ne? Söylesenize neler oluyor böyle?

00:00

Hayatına son veriliş nedeni:

Ceylan: Her şey o gece.
Kovboy: Her şey ceylanla birlikte.
?: Her şey o balkon kapısını açmamla.

CUMA/ÖĞLE VAKTİ

Tabutlarımız kaldırılıyor teker teker. Gariplerin yükünü kimse almıyor omuzlarına. Kirlenmekten korkuyorlar, kaybolmaktan korkuyorlar. Ama kimse “Neden kayboldular?” demiyor. Yıkanmaktan bile kaçınılmış bu bedenlerin, lanet dolu olduğu öne sürülüyor. Kimse de içindeki ılık rüzgârı hissetmiyor. Okunması için bir mektup bırakılmış, balkon kapısına sıkıştırılmış. Açmaya korkan eller, uzanamamış kelimelerden hayatlara. Kızgındık, bizden alınan her şeye, bizden giden herkese. Korkaktık. Korkunun ecelle dans ettiğini bile bile. Mektup ve sayfa. Ilık satırlar bekliyor olacaktı sizi yorganın altında.

O GECE

Uğultular çevrelemişti dudaklarımızı. Üşümekten titrer olmuştuk kapandığımız yatağımızda. Anlatmalıydım, anlatmalıydım içimde zincirlenmiş olan, hayattan mahrum bırakılan beni. Önce kamçılanan göz bebeklerini görmüştüm, dayanamamıştım işkenceye. Koştum, sarmaladım etten vücudu. Üşümüştü o da aynı ben gibi. Önce kokusunda kilitlendim, sonra kale içinde oyunla kapadı beni. Dudağındaki ateşi unutmak ne mümkün! Dizelere dökülen harflerin tangoya kalkması… Dizler duramıyor, ayaklar geri adım atmak istiyor ama kaçış yok. Elleriyle döndürülen hislerimi hiç unutamıyorum. Yürek denen, kanla kaplı sıvısını haklayamıyorum. Âşık olduğumu şu an bile anlayamıyorum. Öyle bir şehvet, öyle bir öfke, öyle hain ki. Dilinizi düğüm eder tüm gecelere.

Ceylanımın boynunu okşuyorum. Kendime usulca yanaştırıyorum ama dökemiyor kelimelerini. Biliyorum sen de konuşmak istiyorsun ama sadece mırıltılarını bırakıyorsun. Anlatılan masalları unutamıyormuş meğer. Mahrum bırakılan kucaklaşmaları, annesinin dudaklarından alınan şefkati bulamıyormuş. Şiddetin boynunu kırdığını ve de bir daha geri vermediğini anlatıyordu. Baba denilen ağzın, onu hırpaladığını söylüyordu.

Kovboyumun korkusuzluğu, korkuymuş meğer. Her gece bu vakitlerde sığınamadığı evi arıyormuş. Oyuncaktan bir bez parçasının neler yapabileceğine inanıyormuş. Korkusuz olmak değil, o da yaşlarını benimle akıtmayı arzuluyormuş. Bizlere biçilen her hayattan, kılıfını söküp çırılçıplak benliğine kavuşmakmış amacı.

Hepimizin amacı, dikilen kıyafetlerden yanı sıra taşınan ruhlar olmalıydı.

Mektup.

Âşık olmayı bir kez daha dilerdim. Korkusuzca haykırdık o gece.

Anne ve babamı yanımdayken uzak hissetmek istemezdim. Bükülen boynumu öpmeleriydi en büyük ricam.

Korkusuz biri değil, korkularından kaçmayan biri olmayı dilerdim.

CUMA GÜNÜ/ÖĞLE VAKTİ

Tabutlardan fırladık ortalığa, kızgınlık her bir yanda. Körelen insaniyetler tam karşımızda.

Herkesi o geceye döndürdük. Tekrar mum ışığında, yatakta biz, üç kişi.

Pekâlâ, ışık yine niye söndü?

Defne Avcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...