Âbir-i Sebil

Gece Gündüz
A A

Bir ağıt işitti kulaklar. Genç bir bedenin ahları, yaşlanmış ve beyazlaşmış bir ruhun arzuları içindeki arzusuz kalışları… Hainler bir benzin bidonuyla her bir parçayı vermişler aleve, bir gram acımadan, utanmadan. Çıkmaz ayın son çarşambası gibi sıkışıp kaldık burada. Üstümüzden türlerce espriler, biz ise espriler içinde eriyip gidenler. Sen tanıyor musun ahval şarkılarını, sen bilir misin dualardaki sığınak fısıltıları? İster İslam olsun dinin, ister siyah olsun rengin, ister Fransız olsun dilinden dökülen kelimeler, ister günahkar. Ama günahlarından arınmak isteyen bir kalp olmalı. Su avuçlarının içinde anca yıkar kirli, tozlu elleri. Peki sorarım kim arınma gecesinde eyler gönülleri ilk günkü gibi. Yapboz parçaları gibi karma karışık, dağınık halde o karışık kilimde. Bir araya getirmiyorlar çünkü bütün bir tablo olduğumuzda dünyadan ayakları kayacak kendileri gibi ıslahat dilencisi dolu leş çukuruna.

Kural: ağlayan, ölüme susamış bir sıçan faresidir. Sebep? Göz bebeklerin buğulu camlarından pınarlara yol alan süreçte bellek kalır devre dışı. Süzülür ağırdan satarak kendini. Nereye kadar böyle? Canın, cehennemdeki yakıcı ateş sel oldu aktı, yıktı tüm gecekonduları. Kaldı esnafların ekmek yuvası baskının kadersizliğinin haykırışlarında. Tepetaklak edilmiş, köleleşmiş uzantılarda, yüzü koyun yere serili şehitlerin kanlarında anaların göz yaşlarıydı. Gerzek küstahların çerez gibi ağızlarında çatırdatışlarıydı yıkımın kurucusu. Hepsi hayal meyal vicdanın körü soslu baharatların tadında alışa gelmemiş kargaşanın damaklarında. Tatlarında ki o zehri kehribar beyannamesinde.

Defne Avcı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...