Kıymet Bilmek Lazım

Gece Gündüz
A A

Sıcak bir temmuz akşamı, çıkageldi birden. İçimdeki tüm kalabalığı elinin tersiyle iterek en orta yere oturdu. “Bundan sonra ben varım.” der gibi… Öyle güzel geldi ki… Sanırım o gün kesildi biletlerimiz, kalbimin dünya turu başlamıştı.

İçimdeki coşkunun, mutluluğun tek kaynağı o olmuştu. Bir günaydınıyla, iki dakika duyduğum sesiyle dünyalar benim oluyordu. Kaç zaman sonra bu duyguları tekrar yaşamak, kendimi dünyanın en özel insanı hissetmek, deniz kenarında sevgiliyle içilen rakı tadı gibiydi. Yanında geçireceğim dakikaları hafızama mühürlemek için iple çekiyordum, tüm bunların sonunun hüsran olacağını bilmeden…

Öyle gelgitler yaşıyordu ki her şey çok güzel giderken bir anda kafasını bulandıran ufacık bir şeyle boğulup gidiyordu. Birileri mutlu olmasına, olmamıza izin vermiyormuş gibi. Tüm bunları görmek ve bir şey yapamamak, çaresizliğin ta kendisi adeta… Buz gibi âşık olmuştum ve bu aşkın içinde kendimce çırpınıyordum. Birkaç yaşadığı hikâyeyi anlattığında o kadar üzülmüştüm ki zamanı geri döndürebilsem koşa koşa gider tutardım elinden. Asla yalnız bırakmazdım onu. Her zorluğun üstesinden gelebilecek gücümüz olabilirdi yan yanayken. Çünkü en başından beri ona karşı hislerimde hep gerçekçi olmuştum. Ne hissettiysem onu söyledim. Onun gibi yapmadım. Aşk, bunu gerektirmez mi zaten? Bazen sadece inanmak yeterli olabilir. Ben inanmıştım.

Bazı şeyler bittiğinde insan daha net görebiliyor her şeyi. Öyle ki bir gün onun hayallerinde yerim olmadığını anladığımda betona çakıldım. Yere göğe sığdıramadığım o koca adam, milyonlarca parçaya ayrıldı içimde. Hani bazen bir geçiş dönemi yaşarsın. O ara önüne kim gelirse harcar, canını yakar, kırar atarsın. Çünkü senin canın yanmıştır, başkasının yanması umurunda olmaz. Gelişine yaşar gidersin hayatı. Çekinmezsin kırmaktan, üzmekten. Bunca zaman bir kalp kırmamış ben, onun hayatındaki değersizliğimi anlayınca bir kere daha kırıldım. Tam kapıyı kapatacakken yani ben öyle zannederken aslında birileri gemisine atlayıp çoktan gitmiş. Tek bir kelime söylemeden, sessizce… Sanki hiç olmamış gibi…

Meğer ben ne büyütmüşüm gözümde. Sanki hiçbirimiz daha önce hiç sevmedik, darbe almadık, aldatılmadık, güvenimiz kırılmadı… Kırmadık, kırılmadık. Bunun acısını, illa başkalarının kalbine değerek mi atmak gerek? Eldekiler tükenince bakakalırsın etrafına. Sığınacak liman ararsın, bazen bir dost… İşte o zaman gözünün önüne gelir böyle sessiz gitmelerin, üzülürsün… Asıl o zaman yalnız kaldığını anlarsın…

Diyeceğim o ki:

“Senden, benden öncesi var bu hikâyenin. Nereden geldiğini ve bir gün nereye karışacağını unutmadan sevmeli. Bize sunduğu; aslında çok ama çok rahat bedelsiz bir yatak, yastık, yorgan gibi…”

“Kıymet bilmek lazım…”

Cansu Öz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...