Yol Arkadaşım Özgürlük

Gece Gündüz
A A

Her varlığın içinde bir yokluk, her yokluğun içinde tutunacak bir dal bulunur. İnsanı, varlık yahut yokluk değil, tutunmaya çalışmak yorar, bunun sonu yoktur. İşte tam da bu noktada şunu belirtmeliyim ki: Bütün bu düzenin içinde var olmaya çalışmaktan, bu düzene ayak uydurmaya çalışmaktan yoruldum. Uymadığım her vaktim, kendimi eksik ve yoksun hissetmekle geçti. Peki, bu gerçekten böyle mi? Ben gerçekten yoksun muyum, eksik miyim?

Özgürlük, reddetmeyi öğrenince sahip olunabilecek bir şey. Yani düzenin her türlü getirisini ölçüp biçmeden kabul ettiğimiz her an, biraz daha özgürlüğümüzden uzaklaşıyoruz. Bize iyi olmayan her şey iyiymiş gibi görünmeye başlıyor. Özgürlüğün, kötülükle kazanılabileceği bilinci kafamıza yerleşiyor. Küçücük, bomboş hisleri gözümüzde çok büyütüyoruz. Mesela insan, evinin içinde değil, toplumun içindeyken kendini özgür hissedebiliyorsa işte o zaman özgürdür. Yoksa sokak ortasında bağıra çağıra şarkı söyleyene deli demezlerdi. İnsanlar delilere kötü deyip kötülerin deli olmadığını da gayet iyi biliyor. Deli demişken: Her deli, üst sınıf özgür değil mi? Biraz düşünün… Hatta vaktiniz varsa bir çay demleyip eşi dostu topladıktan sonra bu konuyu çepeçevre düşünün… Ömürleri boyunca çalışıp kazanamayacakları paraları borç edip dört duvar ev satın alan insanların; özgürlük anlayışını kör eden bir düzen, o düzeni savunan yine aynı insanlar… Bu hâli, karşımızda bir tablo olarak düşünürsek bu tablonun ressamı yine aynı insanlar. “Peki, ne yapsın bu insanlar?” diye sorarsanız: Bence deli olsunlar… Baktılar delirmek meşakkatli iş, o zaman kafalarını kullanıp büyük paralar kazanmanın yolunu bulsunlar. Öteki türlüsü adeta intihar; hayatı peşkeş çekmek yahut özgülüğü yok etmek. Belki bu sözlerim çok ağır gelecek okuyanlara ama maalesef devir, birçok konu için kırılma lüksünü elimizden adı.

Rakının litresi yüz lirayken ne kadar, nereye kadar sarhoş olabilirsiniz ki? Domatesin beş lira olduğu yerde, ne zamana kadar menemen yiyebilirsiniz ki? Yahut sırf yiyip içmek için neden bu kadar çok düşünesiniz ki? Neden bunlar derdiniz olsun ki? Sorularım açık, cevaplar kafanızda biliyorum ki net. Umutlarınız eksik ve hepiniz en güzel yerlerde, en iyi şekilde yaşamayı hak ediyorsunuz. Ama nasıl? Tabii ki çalışarak… Bilirsiniz, çalışıp okumak karşılığında açılmayacak tek kapı, cahilin kafasıdır! Onun dışında özgürlük, bir nefes ötenizde, içinizde, gölgeniz gibi hep peşinizde…

En başta sormuştum:

Ben yoksun muyum?

Yağmurun altında ateş olmaya çalışan her insan, nasıl ki yoksun ve eksik kalıyorsa beni de aynı boş çabalar yoksun ve eksik bırakır! Ve bilmek gerek, dünya üzerinde yalnız bir insan dahi kalsa o insan, tek başına düzenin temelidir. O temelin üzerinde ya özgürlük kurulur ya da özgürlük, o temelin altında yok olur. Dahası mı? Dahası, siz kapıyı açıp sokağa çıkınca mutlaka sizi bulur…

Caner Yoloğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...