Cep Aynası

Gece Gündüz
A A

İnsanları ortadan ikiyi ayırınca dünya da ortadan ikiye ayrılacak zannederdim. Sonradan gördüm ki insanlar ikiye ayrılınca sadece kan akıyor. Hem de oluk oluk kan akıyor… Bilmem ki toprak kana susamış da insanlar toprağı mı besliyor? Ben ne kadar çok bilsem de bilmesem de insanları ortadan ikiye ayırınca dünya ortadan ikiye ayrılmıyor. Dünya öylece duruyor ve oluk oluk kan akıyor. Tekrar edeyim; yan komşuna yabancı deyince sen, gün geliyor oluk oluk kan akıyor! Saf, insan kanı.

Utanıyorum dostum.

İyi olan her şey avuçlarımızdan kayıp giderken böyle sesiz kalmaktan; insanların, kendi yarattıklarının peşine takılıp onların kölesi olduklarını görüp de hiçbir şey yapamadan bir köşede sönmekten utanıyorum.

Artık herkes her şeyi biliyor. Herkesin her konuda bir fikri ve altı boş olsa da o fikre dayalı yargıları var. Herkes o kadar çok şey biliyor ki bilmek, artık önemini yitirmiş hâlde; bilgeler, her gün biraz daha fazla tükeniyor.

Uyanıyorum dostum.

Gözlerimi açmaktan bahsetmiyorum! Her gece yastığa baş koyunca her sabah güneş yüzüme vurunca içimde ışıl ışıl parıldayan o temiz hayallerim, önce bir rüya oluyor sonra da uyanıyorum. Uyanıp kalbim ve dünya arasında sıkışmış bir yolda ölüme yürüyorum. Korkunç olan ölmek mi; yoksa hiçbir hayali gerçekleştiremeden ölmek mi? Bilmiyorum…

Beni kanatan ne bir yanlıştır insandan gelen ne de bir acı göğsümü delen. Beni kanatan; yok etmektir, değer bilmeden…

Büyüyorum dostum.

“Acıya acıya mı; yoksa acımaktan mı?” Kestiremiyorum… Bir kerecik huzur yüzüme değsin diye yollara düşüyorum. Bir kerecik… O yollarda vuruluyor, o yollarda kanıyor, o yollarda dara düşüyorum. Sonra durup durup düşünüyorum; huzur mu istemiyor beni, yoksa insanlar mı bilmiyor huzurun değerini? Umudun dibini dahi sıyıran ben, kötülüğe bulaşa bulaşa varıyorum huzura. Sonra bir de bakıyorum ki vardığım o huzur yumağı, beni beklemiyormuş. Meğer benim huzur dediğim tam şuramda, yanı başımda; evet, evet aklından geçen o yerde, kalbimde duruyormuş. Kendimden sıyrılıp kedimde huzuru bulan ben, insanlardan sıyrılmaya çalışırken kendimi kaybediyorum. Ben mi iyiyim yoksa insanlar mı kötü? Biz iyiyiz de huzur arzusu mu kötü? Ben kötüyüm de insanları mı doğru? Kötülük bir yerde biz mi oradayız? Yahut: “Kötülük aslında o kadar da kötü değil…”-mi? Bilmiyorum…

Her neyse…

Yoruldum dostum.

Nedenini sonra anlatmaya devam ederim. Belki çok sonra ama anlatacağım…

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Caner Yoloğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...