Sessizlik

Gece Gündüz
A A

Sessizlik

Bir şeyleri hiç olmadıkları gibi düşünme ihtiyacı, sessizlik hissettirir. Çoğu zaman gecenin ilerleyen saatlerinde son trenin, istasyondan kalkıp da hiç bilinmeyen yerlere gittiği an gelir ve güneşin doğum sancılarını izleyene kadar bizimledir.

Güneş, çoktan ufukta kızıllıklar içinde boğulmuş ve Ay, doğmuş bu yokluktan. Bir şeylerin oluşması bir şeylerin kaybolmasına bağlı hep olduğu gibi. Yeni bir nefes almak için önceki nefesi vermek gerekir. Yeniden sevebilmek için önceki tüm sevgileri yakmak gerekir. Bir kış mevsiminde yağmak için en uzun geceyi bekleyen kar, muhakkak tutacaktır. Doğmak için en karanlık anı bekleyen Güneş, muhakkak gecenin sonunu bekleyenlerin buz tutmuş içini ısıtacaktır. Ve sevmek için doğru kişiyi bekleyen her insan, muhakkak doğru kişiyi bulacaktır.

Önümdeki eski kitabın, defalarca okuduğum o lanetli sayfasını işaret parmağımla yavaşça çevirdim. “Bak, yeni sayfa demek, eski sayfanın kaybolması demek.” dedi yalnızlık. “Eski sayfa kaybolmadı.” diyebildim. “Burada.” derken başımı gösteriyordum… Yalnızlık, “Ya o?” dedi, “Nerede?” Kimden bahsettiğini biliyordum. Tam dört ay önce beni, bir parkın bir bankına gömüp gidenden bahsediyordu. Gözlerim doldu. Kalbimi göstererek “O burada.” dedim. Unutamamıştım.

“Ya insan doğduğunda?” dedi yalnızlık, “Kim ölür?” Cevap veremedim. Birden kapı ardına kadar açıldı. Odanın içine soğuk bir rüzgâr dolmuştu. Gelen, sessizlikti. Bu gece şunu anladım: İnsanın yalnızlığı sustuğu vakit, sessizlik gelir. Ve her unutulamayan kişinin getirdiği sessizlik, yalnızlığın en koyu hâlidir.

Caner Tonkaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...