Kardan Adam

Gece Gündüz
A A

Kardan Adam

Soğuk, karlı bir kış gecesiydi. Usul usul dans ederek düşen kar tanelerini seyrediyordum pencereden.

Genelde hava ne kadar soğuk olursa olsun, soğukluğunu hissetmeyen bir yapım var. Yaz kış ayaklı kalorifer gibi dolaşırım, yanarım işte. “Metabolizman yüzünden.” demişti doktor. Kardiyoloji bölümüne gitmem gerekti belki de.

İçimde çok ince bir fanila, onun üstünde kapüşonlu bir hırka vardı sadece. Altımda kot pantolon ve ayaklarımda botlar. Apartmandan çıkıp karla kaplı kaldırımda yürümeye başladım. Artık kimseler yoktu sokaklarda. Gökyüzünü koyu bir turuncu esir almıştı. Böyle güzeldi aslında. Gökyüzünün asıl rengi bu olmalıydı, mavi yerine.

Evden dışarı çıktığımda saat gece ondu. Sigara yakmak istedim, sigara içmediğim aklıma geldi. Sigara içmeyenlerin en büyük sorunu budur. Öyle bir an gelir ki sigara içmekten başka yapacak bir şeyin yoktur. Benim de öyleydi o an için. Hava buz gibi olduğundan nefesimin buharını sigara dumanı olarak varsayacaktım.

Kar yağışı durdu bir süre sonra. Saçlarımdaki karı dağıttım ellerimle. Yolun kenarındaki duvarın üstünde biriken karın tadına baktım. Enfesti, sanki sıcak bir çay gibi gelmişti bedenime.

Yollarda tuzlama çalışmalarını görünce üzülmüştüm biraz, neden erimeliydi ki bu karlar? Bir gün dursa dünya ne olurdu ki? Zamanın akıp gitmesinden şikayetçi olup da zamana yardım etmek de nedendi? Tüm, köy yolları dahil, yollar kapansaydı ya karlarla? O zaman belki tüm yolların bir yere çıkması gerekmeyecekti.

Tuzlama yapan belediye aracının arkasından yürümeye devam ettim. Sonra, yolun kenarında bulunan duvarın üstündeki karları temizledim ve oturdum oraya. Duvarın üstünde biriken karlardan kartopu yaptım eldivensiz ellerimle. Tam karşımda bir çöp kutusu vardı. Kartopunu çöp kutusuna atmaya çalıştım uzaklardan, girmedi. Bir daha denedim yine girmedi. Kalktım yerimden, yaklaştım bu kez çöp kutusuna. Yine atamadım. Çöp kutusunu bakan duvara tekrar oturdum öylece.

Biraz sonra çöp toplayan bir adam geldi, çöp kutusunu karıştırmaya başladı. Onun üstünde de benimkinden kalın olmayan bir hırka vardı. Özenle bazı şeyler seçti çöpün içinden. İşini bitirince benim oturduğum duvarın önündeki kaldırımdan geçmek için yürümeye başladı. Önünde kendisinden epey büyük olan topladığı şeyleri koyduğu çuval, altında ufak tekerler. İttiriyordu hafif yokuşa doğru. Bu soğukta bu adam nereye gider acaba, dedim içimden. İçim cız etti. Ve belki de bu sesi duyan adam bana baktı ve şöyle dedi:

“Kardeş, üşüyorsan gel bir sıcak çorbamı iç.”

Bir şey diyecektim, ne diyeyim bilemedim. On, on beş saniyelik bir sessizlikten sonra,

“Teşekkür ederim amca.” dedim. “Aç değilim.”

“Sen bilirsin kardeş.” dedi . “Haydi hayırlı geceler.”

“Hayırlı geceler amca.” dedim. “Güle güle.”

Gözlerime dolan yaşlar adam gittikten sonra karla kaplı kaldırıma düştü.

Kalktım duvardan, hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başladım.

Koyu bir turuncu esir almıştı gökyüzünü. Şehirdeki tüm ışıklar söndü bir bir. Bir sokak lambaları kaldı. “Bu karanlık böyle iyi.” dedim dışımdan. “Bu karanlık böyle iyi.”

Hayat böyleydi işte. Ansızın, buz gibi soğuk havada, yüze çarpan o rüzgardı. Ve o amca ise hayatın buz kesmiş soğukluğunda bir kardan adamdı.

Caner Tonkaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...