Gece

Gece Gündüz
A A

Gece

Geceyi dinliyorum. Gece seslerini…

Aldığım tüm nefeslerin son ödeme saniyesi gelmiş birer borç olduklarını idrak ediyorum “o” gittikten sonra. Meğer ben tüm borçlarımı “o”nun için yapmışım. “O”nun bundan haberi yok. Hayatıma kefil olmuş gözleriyle. Ellerine ipotek koydurmuşum. Bilmiyorum.

Saat gecenin hiç bilmediğim dakikalarından birinde… Dışarı çıkıp her zamanki ritüelimi yapacağım. Daha önce hiç bulunmadığım bir parktaki herhangi bir banka oturup geceyi bekleyeceğim. Gece böceklerinin uğultularını dinleyeceğim. Ve en önemlisi de bu uğultuların arasına gizlenmiş kendi iç sesimle muhabbet etmeye çalışacağım.

Buzdolabı kokusu vardı dışarıda. Mikail isimli melek buz parçaları yağdırmış sanki. Şiddetli kar fırtınasının ardından gelen ayaz tüm şehri buzlar kraliçesinin ülkesine çevirmişti. Buz pistine dönen kaldırımlarda poşetlerle kayan üç beş çocuk vardı. Evlerin çatıları çığ düşmüş izlenimi veriyordu. Sokak lambaları karları küreyen dev belediye görevlilerini andırıyordu. Parklar ise üşümemek adına kardan battaniyelerini üstlerine örtmüşlerdi.

Hava oldukça soğuk olduğundan pek fazla kalamayacaktım. Şehrin batı yakasında daha önce gitmemiş olduğum bir park vardı. Google Earth’ten bulmuştum bu parkı. İki dar sokak arasında, evlerin üstüne düşecek gibi durduğu bir parktı burası. Konumu sebebiyle hemen hemen hiç dikkat çekmeyen bir yerdi. İlk sokağın ardındaki şehrin en büyük caddesinden sayısız kere geçtiğim hâlde bu parkı görmemiştim.

Epey güngörmüş gibi duran çam ağacının altında üşüyen bankın üstündeki karları kolumla iterek temizledim. Karın altındaki tabaka anında buz tutmuştu. Deri ceketimin iç cebinden çıkardığım katlanmış gazetenin bir katını açarak kendime önce oturacak, sonra da uzanacak bir yer yaptım. Uzandım…

Çam ağacına bakarken şunu düşündüm; yıllandıkça güzel olan ağaçlardı aslında. Gölgesi, sesi, gövdesi… Sonra ayrılığı düşündüm. Vedaları düşündüm. Yıllandıkça ıslak bir pamuk gibi ağırlaşan o yükü düşündüm. Artık taşıyamıyordum.

Belli belirsiz bir zaman geçti bankın üstünde. Belli belirsiz bir rüzgâr esti. Çam ağacının üstündeki karlar toprağa kavuştu belli belirsiz…

Yerimden kalktım, gazeteyi tekrar katlayıp bankın tahtalarının arasına sıkıştırdım, benim gibi birisi için… Günlerden cumartesiydi ve ben çok kötüydüm. Ellerimi cebime koydum, yürüdüm…

Caner Tonkaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...