Bir Sokak Lambasının Hikayesi – Bölüm 1

Gece Gündüz
A A

Bir Sokak Lambasının Hikayesi – Bölüm 1

Ben bir sokak lambasıyım. Küçük eski bir şehrin merkezine otomobil ile on beş dakika uzaklıkta bulunan bir sitenin tam otuz sekiz sokak lambasından biriyim. Ve sanıyorum ki bu otuz sekiz sokak lambasının içinde en az dikkat çekeni ve en işe yaramazıyım. Neden mi? Anlatıyorum ya işte.

Bir Sokak Lambasının Hikayesi

Hayata gelmek üzere olduğum günlere dönelim. O gece, sokak lambalarının taslağını oluşturan mühendisin beni kağıda çizdiği o ana gelelim. Bu durum ultrason ekranında fetüsün ilk kalp atışını izleyen gözleri sevinç gözyaşlarıyla dolmuş bir anne gibi hissettirmişti beni. İnsan kendi doğumunu izleyemez ama bir eşya iseniz bu gayet de mümkün oluyor inanın bana. Elleri terlemişti mühendisin. Taslakları çizdiği kağıdı buruşturduğunda anlamıştım ellerinin terlediğini. Bir an havada süzülmüştüm. Sonra benim gibi onlarca kağıt parçasıyla kendimi çöp kutusunda bulmuştum. Genç mühendis belki de sabaha karşı çizdiği taslağı beğenmiş ve beni oluşturmak üzere bilgisayar denilen alet üzerinden taslağımı kaydetmişti. Oradan, o çöp kutusundan hiç çıkmamalıydım belki de… İnsanlar kader diye bir şeyden bahsediyorlar, duyuyorum sağda solda. Biz eşyaların da insanların bilmediği bir kaderi vardı aslında.

Bir demir atölyesinde olduğum güne geçelim. Elinde ışık saçan bir alet vardı yaşlı ustanın. Dev makinelerden çıkan gövdem üzerindeki son düzeltmeleri yapıyordu bu adam. Bir nevi estetik cerrahı gibiydi. Canımı az da olsa yakmıştı ama eskisine göre daha iyi bir haldeydim. Koyu yeşil spreyin üzerime fışkırtıldığı günde gözlerim çok yanmıştı. Beni boyayan dev makine bunun bir vazife olduğunu söyledi. Duyguları olmadığını ve bana acıyamayacağını da belirtti. Acı nedir onu bile bilmiyordu.

Belediyeye ait eski bir kamyonun dorsesinde tam otuz sekiz tane bana son derece benzeyen arkadaşlarımla hayatımızın sonuna dek çakılı duracağımız yerlere getirildiğimiz günden bahsetmeliyim şimdi. Siz insanlara diyecek olsalardı şurada duracaksınız kılınızı kıpırdatmadan diye. Hele ayaklarınıza beton dökeceğiz deselerdi. Korkmaz mıydınız dürüst olun bu gece. Ömür boyu kalacağınızı söyleseler bir de. Mevsimlerin bile birbirini kovaladığı zamanda ömür boyu duracak olsanız bulunduğunuz yerde. Bilmem kaç bin kilometrekarelik bu dünyada ve sonsuzluğu gün geçtikçe genişleyen evrende tek bir metrekareye sığacak ve adım atamayacak olsanız.. Korkardınız  biliyorum.

Ben de korktum.  Hem tabut dedikleri şey de kaç metrekareydi ki?

 

Caner Tonkaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...