Özlem ve Varoluş Sancıları

Gece Gündüz
A A

Özlem ve Varoluş Sancıları

Zamanın sirkinde bir ip cambazıyım, gözleri görmez.
Sabrım kalınlığında bir halat var altımda.
Elimde sadece anılardan bir değnek, ustayım iradem kadar.
Karşı kıyıya varır mıyım, varamaz mıyım biraz muğlâk.

Takvimden yırtılan her gün, geçmişin kumbarasına dolarken,
Hasret birikiyor yüreğimde,  çöl oluyorum.
Mecnun’dan başkasına kurak gelen,
İklimi bir tek sevdaya el veren,
Kendimden bir çöl…

Özlüyorum. Ve günlerin getirdiği en yutkunmaz lokma bu.
Sensizim. Yediğim en unutulmaz dayak bu.
Ve seviyorum. Hayattaki en şaşmaz pusulam bu.
Çünkü
Yüreğime dolan her damla kan,
Oraya kazınan adına değdikçe daha bir temiz oluyor.
Boşa değil yüreğimin bildiği en iyi anne öpücüğünün adının oluşu.
Boşa değil yerleşik hayata geçmesi ruhumdaki göçebe kuşun.
Boşa değil içimdeki çocuğu sevdanla doyuruşum.

Sensiz sigara içiyor içimdeki çocuk.

***

Özledim. Neresinden baksan hepi topu yedi harf.
Yedi harfin bu kadar keskin olduğunu nasıl anlatabilirim ki?
Bu yedi harfin bir yanardağ gibi ruhuma lav püskürmesini nasıl anlatabilirim?
Günlerdir aynı şiirde pinekliyorum. Bir bir sildim ne yazdımsa. Hiçbir satır, hiçbir benzetme almadı hararetimi.
Bundan sonra da ne kadar mübalağa yığsam hasretinin yanında güdük kalacak, farkındayım.
Sırf içim biraz ferahlasın diye var bu şiir. Sen, ben, insanlar, sırf sevelim diye var.
Sevmek diye bir cennet yarattı Tanrı. Dünyaya bırakıverdi.
Nedense insanlar hep ölmeyi bekledi. Dünyayı da birbirine dar etti.
Biz ise, cehennem ortasında bir cennetteyiz,  bundandır ki hasretin biraz sıcak.
Fakat pişen yemeğin canını yakar mıymış hiç odun ateşi?
Şikâyet eder miymiş halinden? Sadece özlüyorum. Ve günlerin getirdiği en iyi çömlek bu…

Perdeyi açacağım sabah. Usul bir güneş girecek içeri.
Bir çırpıda bir şeyler yiyeceğim. Ve gün başlayacak. Yapmadı demesinler diye ne istiyorlarsa yapacağım. Ödevler, sunumlar, sınav çalışmaları…
Hiçbiri ben değilim. Hiçbiri ben değilim…
Hayatımın neresindeyim diye çok sordum kendime.
Hangi yaptığımı yüreğim için yapıyorum?
Hangi yaptığım hatır gönül işi?
Hangi yaptığım toplumun kuyruğuma bağladığı teneke kutular?

Ben yazmaktan ve seni sevmekten başka hiçim. Bu dediklerim süs değil. Mübalağa değil.
Bu dediklerim yüreğimin kusmuğu.
Ben, başıbozuk bir sokak köpeğiyim. Tasma tutmam. Dam bilmem. Kendimden başkasına fayda vermem.
Fakat çok da değil bu dünyadan isteğim. Karnım ve ruhum doysun kâfi.

Yazmak… Kuru kuruya harf dizmek mi? Vıcık vıcık duygu cümleleri mi?
Değil. Hiçbiri değil.
Fikirlerim, hayallerim, sevdam, insana karşı beslediğim sevgi…
Yazmak, ruhumu anlatmak… Yazmak soyut dünyadaki beni olabildiğince kâğıda aktarmak… Yazmak, ruhuma açılan bir pencere.
Yazarken çıkıyor ruhumdaki kir pas, kendimden sakladıklarım.

Sadece özlemedim. Kendimi tanıyorum ve de. Bir türlü bitmiyor bu bozkır.
Bir yeri yeşertsem öteki taraf çöl çıkıyor. Oraya su döksem başka taraf bataklık…
İnsan ömür boyu bitmeyen bir yapboz galiba…
Ve
Hep bir parçası kayıp…

Can Cafcav

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...