Kambur

Gece Gündüz
A A

Kambur

Gecenin elinden renkleri kurtarmıştı güneş. Dünya, çiçek desenli kabanını giymişti. Bahar kol geziyordu. Vakitlerden öğlenin ağzı…

Bekçiye selamını verdikten sonra kendini demir kapıdan içeri attı. Kapıdan geçerken ayağı takıldı kapının sürgüsüne. Elindeki çiçekleri az kalsın yere düşürüyordu. Korktu, emekli maaşının son demleriyle almıştı bu çiçekleri. “Aman amca, dikkat!” diye uyardı bekçi cana yakın gülümsemesiyle. Ardından “Çay var içer misin? Bak nefes nefese kalmışsın, yorgunluğunu alır.”

“Sağ olasın evladım. Evvela Nurdan Hanım’ı bir göreyim de… Çıkarken içeriz. Hem o beni bekliyor. Boşuna beklemesin.” Asker selamına benzeyen selamını verdikten sonra Nurdan Hanım’a doğru yollandı.

***

“Hiç gelmeyeceksin sandım.” Cevap vermedi Kadri. Ilıman bir bakış attı. İrkile irkile dokundu ona. Sanki ömründe ilk defa gördüğü bir şeye dokunur gibi ürkerek… Alın yazısındaki şiire dokundu. Mermer soğukluğu… Buz gibiydi. Ardından kamburunun izin verdiği kadar doğruldu.

“Gene de gelmeyecektim.” Soluklandı. Bastonuna sımsıkı dayandı. “Rüyamda gördüm de seni. Özlediğimi fark ettim.” Bu laflar hoşuna gitmişti Nurdan Hanım’ın.

“Eline bastonu aldın, hâlâ değişmedin değil mi Kadri? Hâlâ gururuna verdiğin sözü tutamıyorsun.” Yaşlılığın verdiği kabullenişle (Sanki genç olsa kabullenmeyecekti…) cevapladı Kadri:

“Maalesef öyle.” Sonra toz konduramadığı sevdiğine sitem edercesine devam etti. “Sen değiştin mi sanki? Yıllardır iki büklüm yatıyorsun, hâlâ yastığın gururdan…”

Durdular. Nurdan Hanım bozdu sessizliği:

“Biz hiç geçinemeyecek miyiz?”

“Bilmem. Ama ben seni hâlâ seviyorum Muhabbet Kuşu. Dikken duramıyordum aşkının karşısında, kamburlaştım artık hiç duramıyorum. Elim kolum hiç tutmuyor. Bastonum da olmasa işim hepten yaş.”

“Hep başkalarına ihtiyaç duyuyorsun Kadri. Başkalarından medet uma uma kamburlaştın gittin.”

“Sen hep kötüle zaten beni. Bir gün olsun sevdama kol kanat gerseydin elime almazdım bu bastonu.”

“Deme böyle Kadri. Ben sevmedim mi sanki?”

“Sahi sevdin mi ki?”

“Belki gururdandı yastığım ama yıllardır sevdadan yorganlar örttüm üzerime.”

“Yalan söylüyorsun. ‘Aşkı olanın gururu olmaz,’ derler.”

“İşte biz bu yüzden hiç birlikte olamadık Kadri. Sen asla inanmadın benim sevdama.”

“Nasıl inansaydım ya? Çekip gitmedin mi?”

“Ben neden gittim Kadri? Ha? Söylesene Allah aşkına!”

“…”

“Çocuklar için Kadri… Ülkemin güzel çocukları için. Seninle birlikte köy okulu köy okulu gezseydim nasıl bu kadar zengin olabilirdim? Nasıl o vakfı kurup binlerce çocuğa umut dağıtabilirdim? Mutlu muydum sanıyorsun? Gram mutlu değildim ama vicdanım çok rahat Kadri. İnan vicdanım çok rahat.”

“Haklısın. Nasıl desem, sen yokken iyice gudubet oldum ben Nurdan. Yaşlılığın verdiği bir geçimsizlik de var üzerimde. Yoksa biliyorum senin büyük amaçlarına sevdanı, benim öğretmenliğe mecburiyetimi… Ve galiba kabahati başkasında aramak hoşuma gidiyor.” Soluklandı. Çaresizce devam etti: “Kendime de katlanasım gelmiyor Nurdan. Bu kambur bedenim o asi geçmişi taşıyamıyor. Elimde baston olsa bile… Artık dünya da katlanılacak gibi değil zaten. Acaba ben de mi geçirsem boynuma o ilmeği?”

“Saçmalama Kadri. Hadi şu toprağıma biraz su dök. Havalar iyice ısındı, bunalıyorum. Mezar taşımdaki şiirini de tazelesene. Mutlu şeyler olsun. Bahar olsun mesela. Baharı seviyorum. Ve en çok da kendimi seviyorum. Sırf sana âşık oldum diye…”

Can Cafcav

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...