Çırılçıplak

Gece Gündüz
A A

Çırılçıplak

Çırılçıplak
Oturuyorum akşamın üzerine.
Altımda pamuk gibi bir geçmiş parçası,
Elimde bir dürbün, merceğinde gelecek.
Bir kuklayız. İplerimiz zamanın elinde.
Zaman ise büyük diktatör.
Tiril tiril giyindiğin insanları soyar hayatından.
Günlerin getirdiği ayazda üşütür.
Tüm renklerini köle eder siyaha.

Zaman,
Önce soyacağı insanlarla arana bir mesafe dokur.
Bazıları kilometrelerle ölçülen bazıları ise suskunlukla ölçülen mesafeler…
İnsan kilometreleri dövebilir ama her kelime çelik yelekle gezer.
Yumruk attıkça kemiğin sızlar, kurşun sıktıkça canın eksilir.

Yollarla başlar mesafeler.
Araya suskunlukların gireceği insanlar milim milim yırtılmaya başlar.
Önce umursamazsın,
Sonra da yamamaya çalışırsın,
Söküldükçe dikersin, söküldükçe dikersin.
Bir de bakmışsın ki yollar suskunluğa evirilmiş, kıyafet yamadan ibaret kalmış.
-İnsanın zaman geçtikçe anıdan ve etten ibaret kalması gibi-

Artık çırılçıplaksındır. Gün gibi.
Eski kıyafetlerini özlersin.
Belki de eski kıyafetlerin bile örtemez artık çıplaklığını.
Tenine sarılırsın.
Çıplaklığın kıyafetin olur.
Ama bilirsin de çıplaklığın tek renk olduğunu.
Can sıkacağını…

Kalkar yeni insanlar giyinirsin.
Zamanın seni yeniden soyacağını bile bile.
O kadar can yakar ki bu, kimi insanları tenine işlemek istersin.
Fakat gene de bir akşam karanlıkta duvarı izlerken
Bir daha zamanın seni çırılçıplak bıraktığını fark edersin.

Bu böyle sürer gider. Bir bakarsın şık mı şıksın
Bir de bakarsın ki çırılçıplaksın.
Defalarca tekrarlanır,
Yalama olur yaşamın.
Günler canını yakmamaya başlar.
Nasır bağlarsın geçmişin çenesine.
Artık ne çıplaklığın önemi kalır
Ne esvabın…

Can Cafcav

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...