An

Gece Gündüz
A A

Kendimi bir şeylerin oyuncağı gibi hissettim. Sanki üzerimde bir kuvvet vardı da beni o yönlendiriyor gibiydi. Sanki adım atmamı, sevmemi, işememi, âşık olmamı, bira içmemi kontrol eden biri… Bir kuklaymışım gibi geldi. Bir roman kahramanı mıyım acaba? Bu yaşadığım dünya, bu hayat, bu evren; hepsi bir yazarın hayal dünyasından mı ibaret?

Hoşuma gitmedi bu kukla olma durumu. Kendimi yönetmeliydim ben. Canım ne isterse öyle yapmalıydım. Özgürlüğüme düşmeliydim. Sorumluluğum olduğu için değil, sevdiğim için yapmalıydım. Roman kahramanı olmamalıydım. Beni yazmaya kalkan yazara, romanı yarıda bıraktırmalıydım.

“Haydi gidelim.”

Merve dürtmüştü kolumu.

Sonra benim kıpırdamadığımı fark edip devam etti “Ne o? Neden öyle göğe göğe bakıyorsun?”

“Hiç… Öyle bulutlara baktım.”

Pis bir hava vardı dışarıda. Boğucu… Bulutlar tüm göğü sarmış, güneşi tesettüre sokmuştu. Nereye baksam bir bıkkınlık fışkırıyordu. Sanki güneşin eksikliği her yeri mateme boyamıştı. Duvarlardan hüzün damlıyor, çekilen perdelerden acı akıyordu. Ürperdim. Kendi içimin mahzenlerinde roman kahramanı olma sorununu yeniden gündeme getirip Merve’nin peşine düştüm.

Metroya varana dek pek konuşmadım. Merve bir soru sorduysa da bir iki kelime ile geçiştirdim. Sekiz vagonlu metroyu beklemek üzere duvar dibindeki banka oturunca kafamı gene yukarı diktim.

Yaşadığım dünyayı yadırgamamın dozu temelli arttı. İnsanın… Ne işi vardı yerin altında? Koca yeryüzünü yetirememiş, yerin altına da doluşmuştu. Metroya binmek üzere hazırda bekleyen kalabalığı inceledim. Hepten bunaldım. Neden aynı hareketlerde bulunuyorlardı? Neden aynı giyinmişlerdi? Neden?

Kaçmak istedim.

Nereye kaçacaktım ki? Hangi roman kahramanı kitabının dışında yaşayabilmiştir? Yüzeye çıksam ne olacaktı? Gene pesimist bir yazarın boğuk cümlelerinde ikamet edecektim.

Neler saçmalıyorum ben Allah aşkına? Ne romanı, ne kahramanı? Alt tarafı yaşıyoruz. Kimimiz ayak uyduruyor. Kimimiz arkadan sürüne sürüne gidiyor. Öyle bizim yaşamamıza ayak uydurmaya ayıracak vakti yok dünyanın. O sadece senin nefes alıp almadığına bakıyor. Gerisi umurunda mı?

Ne çabuk kabullenmiştim bu roman kahramanı olma durumunu… Hani yarıda bıraktıracaktım bu romanı… Hani isyan edecektim kuklalığa… Hani özgürlüğüme düşecektim.

Göğe baktım yeniden. Yazarıma sövdüm. Ben de sana bu romanı yarıda bıraktırmazsam…

Metro geldi. Karınca yuvasına doluşur gibi doluştuk. Sekiz vagonluyu boşuna beklemişiz. Bir iki durak sonra tenhalaşır diye umdum. Ama ne bir iki durak oldu ne tenhalaştı. Devamlı gittik. Saat trafiğe takılmış, dakikalar ilerleyemiyordu. Saniye, ampule vuran kelebek gibi bir sonraki saniyenin kapılarına vuruyordu fakat omzu çürümüştü. Görebiliyordum. Saniye yorulmuştu, insanlar yorulmuştu, ben yorulmuştum. Dur durak bilmeden devamlı gittik.

Neler oluyordu?

Galiba benim yazar, romanı yarıda bırakmıştı.

Can Cafcav

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...