Affedin Beni: Sevdim Sizi

Gece Gündüz
A A

Gittiniz hanımefendi. Arkanıza baktınız şimdi yalan yok. Korktunuz beni üzmekten. Oysa gidişiniz sevdama küfürdü. Her gidiş küfür değil mi sevdaya? Sadece bu mu ki? Bilmediniz yaraladığınızı ama kötü niyetinizin olmadığını da biliyorum. Onun için asla kızamıyorum ya size. Sadece Allah’ın canı istemedi bizi. Ne yapalım? Katlanırız. İki kahkaha fazla atarız sahteden. İki saat daha fazla uyuruz. Yarım saat daha fazla yürür, iki şiir fazla yazarız… Ama sakın ola küs zannetmeyin beni size. Tuttuğunuz eli bıraktığınızda gene gelin. Bekleyeceğim sizi. Gene gelin. Çünkü sizi hala seviyorum hanımefendi, tuttuğunuz ele rağmen hala seviyorum.

Evet, hanımefendi… Apayrı cümlelerdeyiz. Hayli süre geçti üzerinizden. Ama sakın ola ki “Ne kadar geçti sahi?” diye sormayın bana. Çok geçti, çok. Hem ne önemi var zamanın, ne önemi var takvimin? Kimi dünde yaşar hâlâ, kimi gelecek zamanın hülyalarında. Onun için sakın ola sormayın bana “Ne kadar geçti?” diye. Hem size ait olan zamanın öz kütlesi ile bana ait olan zamanın öz kütlesi bir mi? Sizin haftalarınızın taşıdığı külfeti, benim dakikalarım kas yapmak için ağırlık olarak kullanır bazen. Bazen de havadan hafif olur yıllarım da uçar gider bir balon gibi.

Kapısı açık göğüs kafesime konmuş tatlı bir muhabbet kuşuydunuz. Maalesef hanımefendi, maalesef… Ellerinizi tutmadım. Korktum ürkeceğinizden de hücrelerimi kör ettim hücrelerinize. Fakat gözlerimle doku doku gezdim teninizi. Esmer şekere benzeyen pigmentlerinizi izledikçe tatlandı hayallerim.

Gözleriniz… Onlar da var tabii. Olmaz olurlar mı hiç? Gözlerinizin rengi asla umurumda olmadı hanımefendi. Şu an bile büyük bir kararsızlık içindeyim. Siyahlar mı? Yoksa kahveler mi? Aslında çay olsalar kötü olmazmış. Şöyle demlice ve çift şekerli… Fakat değillerdir kesin. Siz çayı sevmezsiniz. “Gözünüzün rengi önemli değildi”de kalmıştım. Değildi. Gözlerinize dikkat kesildiğimde bakışlarınızdan bana ait duygular çıkar belki diye atmıştım oltamı. Yani koca bir kumardı bu sevi kalkışması. Ve galiba fena halde kaybettim bu kumarı. Eskidendir gele atarım zaten kumarda. Ama kumarda kaybeden sizde kazanır diye de hep bir umut sakladım kaybeden yanımda.

Şiir gibi bedeninize ne demeli? Kelimelerin uğramadığı şiirler vardır. Zira bedeniniz o şiirlerin içinde en mükemmeli. Gerçi siz şiir sevmezdiniz. Fakat âşık bir adamın gözünden görseydiniz kendinizi, şiir severdiniz. İzleyebilseydiniz vücudunuzu uzaktan, birilerinin fark edeceğinden korkarak kaçamak bakışlar atsaydınız kendinize, şiiri çok severdiniz. Çünkü değil mi ki şiir; hayatı beceremeyen, kıpırdamaktan korkan kaçamak insanların uğraşı? Belki de değil. Büyük ihtimalle değil. Çünkü aklımı da dağıttım hanımefendi, tıpkı odam gibi…

Velhasıl hanımefendi, güzel sevdim sizi. Ürkmeyin, konargöçer değilim aşkta. Aslında körkütük sizinim. Bile bile açtım göğsümü Anadolu berduşu gibi Eros’un okuna. Kanayacağımı bile bile tutundum keskin yanınıza. Aslında paslı bir bıçaksınız, sürekli benden kaçan. Tuttum da yaralarımda gezdirdim sizi. Hem de izniniz olmadan… Uzun lafın kısası hanımefendi, affedin beni. Sevdim sizi.

Can Cafcav

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...