Merdümgiriz

Gece Gündüz
A A

Merdümgiriz

O taze saçların arasından kaç rüzgârı devirdik? Dokunsan ağlayacakken kaç gülüşle tazeledik suretimizi? Yıkandık gözyaşıyla defalarca. Ne vardı da kim üzdü gözlerimizi de kirpik uçlarımızdan döktük umutları? Uzakta neyi görmek istemedim de gözlerim bozuldu? Her şey eskidendi, bitti, hepsi geçti; yine de içimde bir yerler bazen cız ediyor. Yine de aşk kelimesi, bana her acıyı anımsatıyor. Soldu güllerimle yapraklarım; kökü, dalı dahi yok. Kurtulduk anılardan. “Geçmez.” dediğimiz yaralardan. Vazgeçtik kelimelerin boğduğu o son nefesten.

Kayboldum. Adını ezbere bildiğim sokakların yosunlu duvarlarının, taşlı yollarının arasında kendimi ararken kayboldum. Ne acı verdiyse, ne yaktıysa canımı, bir sabahta yok ettim. Pencere önünde sabaha kadar ağladığım geceleri de unuttum. Bilerek yandım aslında. Kaç geceye sığdı gözyaşlarım? Kaç gecenin sesi oldu sessiz haykırışlarım? Her şeyi görürlerken bir beni görmediler. Belki de biz, gerçekten gül ve diken kadar birdik. Şimdi ikisi bir dalda değil. Aynı toprağa kök salmıyor. Yolumuz bir yerde birleşecekse orası hiçlik olsun.

Demleniyor içim. Yavaş yavaş, ağır ağır, her hecenin arasına dem salıyor acılarım, şiirlerin ortasına. Koyu bir dipten geldim, şimdi tüm geçmişim nam salmış hayatımın ortasına. Günler ağır ağır işlemiş derime. Her adımda, her anında utanır olmaktan bilerek vazgeçtim. Gece yarıları ağladım, sancılarımdan yeni bir kalp daha doğuramadım. Şuursuz bedeni dolaştırdım sokaklarda. Şimdi her şeyi kaybettim. Ne bir gül ne bir diken yok ettim.

Seslendim ben defalarca. Duyup gelen olursa diye. Kalabalıkların içinde avazım çıktığı kadar bağırdım ben. Kalbim, dikeni çıkmış gülün sıradanlığında kaybolmuş. Evren mi değişti? Yapraklarım solmuş. Köküm toprağa salmıyor fütursuzca ümidini. Uzun zaman geçti. Güllerim dikenleriyle sonsuz bir dibe battı. Her kelime yerle bir oldu. Fırtına gibi savurdum yaşanan onca şeyi. Gözümü kırpmadan, özlemin bıçak gibi kestiği yüreğimi yok ettim birkaç günde. Yosunlu duvarların kıyısında, kalabalık olan tüm şehirlerden kaçtım ben. İçimde birçok kişiyi taşıyorum şimdi. Zamanla anladım ki “Solmaz.” dediğin tüm güllerden eser kalmamış. Zor oldu dikeninden ayırmak, zor oldu tüm acılara rağmen uzunca bir süre hâlâ kan kırmızısı kalmak. Şimdi toprağımı, avuç içlerimden usulca döküyorum. Dökülen her gözyaşıyla, umudun yoluna varıyorum. “Geçmez.” dediğim yaraların izine bile rastlamadım. Şiirleri gündüz de okumaya başladım. Şuursuzca kayboluyorum ezbere bildiğim sokakların arasında. Hiçbir pencerenin önünde çiçeğe rastlamıyorum. Kimsenin ümidi kalmamış artık pencere kenarlarından.

Ben kalabalığın arasından sıyrıldıkça kendi özüme dönüyorum. İnsan sesi duydukça adımlarımı sıklaştırıyorum. Olmuşa çare yok. Bazen hak ediyoruz bazı sonları. Güllerimi son kez döküyorum dilimden. Ne bir kökü kaldı ne de bir dikeni. Acıyla son buldu, aşka olan tüm cümleler. Güllerim kuruyalı hayli zaman oldu. Keşke hiçbir son, yok oluşla bitmeseydi. Hiçbir gül, ışığın esirinde kurutmasaydı yapraklarını.

Duygularımı dizginleyebiliyorum. Biliyorum ki bundan sonra aşk, mantığıma uymayacak. Aşkı mantığıma uydurmaya başladığımdan beri, duygularımı bedenime bağlayıp iplerini ellerimde tutuyorum. Ne çok sıkı ne çok gevşek, aşk bir heves. Söyleyip isteyip de söyleyemediğim tüm sözler, şimdi kursağımda düğüm. Bedenime eklediğim bütün ipler de kördüğüm. Çıkmam gereken bir yokuşun ortasında soluk soluğa kaldım. Düşüp kan revan olan dizlerime aldırış etmeden yaşadım. Bir gün umudum bitecekken yolun sonuna vardım. Yine gül-diken ve çaresizlik diye ikiye ayrılıyor yolun sonu. Ben ikisinin ortasında yığılıp kalmışım. Gün geçtikçe kaybediyorum. İşte indim şiirlerden, büsbütün kaybettim. Bugünlerde yaşama, ucundan kıyısından tutunma çabaları içerisindeyim.

Yepyeni bir yola koydum güneşin doğuşunu. Artık tesirli cümlelerin arasından doğacak güne. Ve ben, adını bile unuttuğum sokakların ortasında, kendimi kaybedercesine dans edeceğim. Bir ara yağmur yağacak, yağmurdan kaçacağım. Saçlarımı savunacağım damlalara karşı. Suretimde ne kadar hapis ettiysem insanların gözlerini, bir bir dökeceğim kurşun gibi tüm nefretimi. Kendimden uzaklaştıracak, bir yola koyacağım boş ruhların ellerini. Yalnızlığı nam salacağım sokaklara. Tüm ölmüş kalplere adıyorum bundan sonraki sevmelerimi. Belki bundan sonra farklı bir amaç için gelirim dünyaya.

Yine de…

İçimde, kimseye ait olamayacak kadar güzel hisler var.

Büşra Topal

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...