Güz

Gece Gündüz
A A

Kaçıyorum her şeyden; sonbahardan, yazdan, kıştan, hem kaçıyorum hem de arkama bakıyorum. Yıktığım dağlar önüme seriliyor. Aştığım duvarları tekrar örüyorum. Enkazı ben yaratıyorum. İçinde kalan yine ben. Elimdeki yarayı, suskunluğumu, durgunluğumu, acemiliğimi yine sunuyorum dünyaya. Bir şeylerden sürekli kaçıyorum; yol aldığım, büyüdüğüm, uzadığım yok. Güz… Mevsimi geldi yok oluşumun. Mevsimi geldi gurursuzluğumun; yüreğimin yanışının mevsimi geldi. Yağmur siliyor tüm geçmişin izini; ben hâlâ dönüp dönüp ardıma bakıyorum.

Sisli şehir, güzelliğini siliyor sonbaharın. Eylül, ekim, kasım; hangi ayını şiir yapıyor bu sonbahar? Ellerimi neyden sakınıyorum? Neresi kirli umutların da iteliyorum sürekli bedenimi? Hayata olan kırgınlığın, bir ses duyana kadar… Bir nefese kadar küs kalabiliyorum. Her şeyi silip itme isteği olsa da yeniden üstünden geçmeyi seviyorum. İnsan her şeyin üstesinden gelebilir, her şeyin. Ben yığılmayı seçtim; ellerim kirlendi, tutunacak bir tarafı da yok sanırım. İzi gitti kumsaldaki sarhoş ruhlarımın. Kimseye ait değil mutlu tarafları bedenimin.

Yapraklar, usul usul son sahnesini sergiliyor dallara. Kaldırımlar, artık evsiz berduş ruhların yurdu. Güz… Yosunlu duvarlara sürüyorum yüzümü; “Utan artık acıdan…” desem de acı iyidir. Sonbahar, beni kendime getiriyor sanırım artık; ne zaman ne de takvim, sadece yaşamak diriltiyor beni. Hissedilen her şeye cümle kuramıyorum. Zaten bir şey hissediyorsam da asla tam karşılığını bulamıyorum. İlerlediğimi düşünürken kendimi hep aynı yerde buluyorum; en kötüsü de bu sanırım. “Kendimi kaybettim.” demişken ekime sığınıyorum. Mevsimleri boş ver zaten; ben sonbaharlarda yaşıyorum.

Büşra Topal

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...