Güz Güneşi

Gece Gündüz
A A

Güz Güneşi

Haberin yoktu, kırık camlara basıldığında nasıl battığından parçaların. Yaraları sarmak ne denli zor olursa olsun bunu kendin başardığında hep iyileşiyor.

Güz güneşinden hüzünlü bir yüz ifadesiyle akşama doğru yürünen o yollarda insan büyüyordu. Haberin yoktu insanın nasıl büyüdüğünden. Kaldırımların kaç devre, kaç kahkahaya şahit olduğunu biliyorduk. Hem utangaç hem hevesli vardığın o ilkbaharlarda hep çocuklar gibi şendik.

Haberin yoktu dalından koparınca çiçeklerin de solduğundan. Birini neresinden kırarsan kır, tüm gövdesi çürüyor. Onarmak diye bir şey varmış, başkasında gördüm. Çiçeklerim ezildiğinde dağılmış gibi inip kalkıyordu göğüs kafesim her seferinde. Sana gelen dikenli yollardan hep tereddütsüz geçtim ama senin, benim çiçekli yollarıma hiç uğramayışın benim canımı kaç kez acıttı, haberin yine olmadı.

Dalların çiçeklendiği zamanı bekledim. Mart oldu, nisan oldu, dallarım dahi soldu. Ve benim yaram kime kanıyorsa dalım oydu. Kökünden koparsan da zaman, nasıl da yenisini koyuyor yerine. Hem de hiç çürümemiş gibi dipdiri. Acıyor aynı yerden ama nasıl dayanıklı değil mi yürek? Gül uğruna dikeni tutmayı bıraktığında ellerinin kanını zaman siliyor. Siliyor da batan dikenler hiç çıkmıyor ya… Ne acı, herkes yaralı.

Geri kalanımı, geride kalanımı, bir diken uğruna yeniden adıyorum. Bir çiçeğin açıp kapanma telaşı gibi yeniden güneş vurdukça açılıyor kapılarım. Olan biten bir şey yok. Hevesim kursağımda kalırsa kalsın; ihtimali seviyorum.

Büşra Topal

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...