Güz Hanım

Gece Gündüz
A A

Bu mevsim benim en yakınım. Havadaki is kokusundan anladım. Bacaları tüten kenar mahalle evleri, benzim sarısı yapraklara basılmasıyla oluşan hışırtılı sesler, yiyecek arayan yavru kediler, pencerede asılı kara perdelerin arkasındaki geçmiş aşklar, kalp ağrıları, yitirilenler, geçmişin özlemi ve pişmanlığı, geleceğin kaygısı ve umudu ve tüm bunlara rağmen gözümdeki hüznü gizlemeye çalışan güz yağmurları…

Koskoca şehrin gürültüsü, yağmur sesleriyle kaybolur. O yağmurda kendini, hüzünlü bir iç dengesizliğine bırakıp geceler boyu ölümü düşünürsün. Gri duvarlar arasında aşkı düşlersin. Gözyaşları ile oluşturduğun denizde yelkeni kırılmış bir gemi gibi kimsesiz hissedersin. Pencere kenarında oturup yazılan şiirlere anlam vermek istersin. Rüzgârda savrulan sarı kızıl yaprakları gözlemlersin. Bir anda kırılıveren bir anda uçuveren, oysa uçan için kalan, kalan için uçan olmazsa olmazdı. Diğerini bütünleyen, tutunacak dalı kalmadığında omuz veren, üzerinde yağmur damlaları birikse hemen diğeriyle paylaşıp onun susuzluğunu giderecek olandı…

Siz de biliyorsunuz, biliyorum… Güz mevsimi, bir hüzün bir de ayrılık şarkısı fısıldar hala duymayan âşıklara…

Tüm çaresizliklerin adıdır güz. En kalabalık anlarında yalnız kalmayı, bir cadde ortasında önce unutmayı sonra unutulmayı dilersin. Eskilerden bir şarkı çalar, nakaratına kimsesiz devam edersin. Uzaklaşırken o caddeden alelacele, kaçtığın şeyin şarkı olmadığını fark edersin. Attığın her adım bir sona ulaşsın istersin. Kaybettiğin savaşın, kendine olduğunu fark edersin.

Bu mevsim benim en yakınım. Annem, bu mevsimde doğurdu beni. İlk o zaman tattım güzün nefesini, ilk kez o zaman yandı ciğerim. İlk o zaman ağlamaya başladım…

Yaşanmışlıkların yerini, anılara bırakarak terfi alan bir mevsimdir güz. Anılardan bir zindan kurup iki gözüne bir dizi parmaklık bırakan…

Şimdi söyleyin bana. Gülüşümden sökülen o depreme ben nasıl direneyim? O güzel baharları nasıl dallarında bırakayım? Çiçeğimi sevene ben nasıl soldum diyeyim? Tüm bu betimlemeler bir yana, kalkıp kendime bir çay koyayım. Demini çoktan almış acı bir çay. Bırakın şu köşede soluksuz ağlayayım. Kendi sessizliğimde kendim kaybolayım. Bunca yıllık kibarlığım bir yana ben bugün denize karşı uzun uzadıya konuşayım…

Büşra Canbaz

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...