Bir Gece

Gece Gündüz
A A

Bir kez daha kendimi bir boşluğa bırakmamaya ikna ederken buluyorum. Beynimin mırıltıları odamda dans ediyor. Aklım ile kalbimin sürekli ettiği muhakemeden bahsetmiyorum bile…

Kasım ayına henüz yeni girmişken sonbaharı uğurlayan ama kışa da merhaba diyen arafta bir soğuklukla dışarıyı izliyorum. Bir mum ışığına yaslıyorum hayallerimi ve sokak lambasının bir mum kadar neden anlamlı gelmediğini sorguluyorum. Üşüdüğümü hissediyorum. Kalkıp pencereyi kapatıyor ve perdeyi çekiyorum. Bana iyi gelen şeyleri arıyorum. Düşünüyorum, sorguluyorum, kilitleniyorum… Hayata meydan okumak mı? Yoksa hayatın getirdikleriyle gelip götürdükleriyle götürülmek mi? Ya da tüm mesele hiçbir şey olmamış, olmayacakmış gibi yaşamak mı? Belki de bu noktada Can Yücel’in şu sözlerini referans almak gerekiyor: “Fazla kurcalamayın hayatı; vicdanınız temizse yüreğiniz de güzelse yaşayın gitsin işte!”

Zaten ölümü düşününce hayat pek de ciddiye alınamıyor. Tıpkı erimekte olan şu mum gibi, eriyor zamanımız…. Mum bitmeden son birkaç şeye daha göz gezdirmek istiyorum masamda. Bir şiir ilişiyor gözüme ve kendimi bu şiirin buhranıyla baş başa bırakarak geceye veda ediyorum…

Işığı sönse de gözleri sonsuza dek var olacaktı, cesedini toprağa emanet etme, cesaretini göstermiş tüm bedenlerin…
Tanrıyı her şeyden çok sevmiş ruhlara yemin ederim, hasrete dair zihnimin dayanılmaz bulantısını bedenimin kustuğuna,
Kendisine dair en güzel günlerin bir çerçeveye sıkıştırıldığına,
Kalemin deftere gölge ettiğine…
Tesadüfen uğradığım, yastığımın uykularıma diken olduğu bir gecedeyim.
Bir nisan yağmuru çiseler belki…

Büşra Belek

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...