Aşk

Gece Gündüz
A A

Leyla idi Mecnun’a hayatta sahip olunması gereken tek gayenin ne olduğunu öğreten. Şirin idi Ferhat’a yüreğinin oklarıyla dağları deldiren. Afrodit idi çoban Anahis’e o yanık yanık kavalları çaldıran. Wallis Simpson idi Kral Edward’a tahtını bıraktıran. Ve Nazım idi Piraye’ye sabrı öğreten. Peki ya, bunların hepsinin ortak noktası neydi? Aşk…

Sonsuzluğun sahip olduğu tek başka sonsuzluk aşktır. Evren de yaratıcının aşkıyla yaratıldı. İlk insan aşk sayesinde var oldu. Adem’in göğsünden Havva yaratıldı. Yani kalbinin olduğu yerden… Ruh yine aşkla üflendi. Doğan çocuklar aşkın sebebiyetinden doğdu. Hayat bu şekilde devam etti. Milyonlarca yıldır süregelen bu hayatta savaşlar oldu, ölümler oldu, zorunlu göçler oldu, kısacası birçok acı oldu. Ama efsaneleşen kişiler hep aşıklar oldu. Kendilerinden iyi bir şekilde bahsedilen ve imrenilen…

İnsanoğluna o kadar ağır basmış olsa gerek ki bu duygu, ilk yazılan şiir de aşktan yazılmış. 4500 yıl önce Enlil’in, kocası Su-sin’e Mezopotamya topraklarında yazdığı bu şiir dünya tarihimizin ilk şiiridir. Şiirin başlığında bile tutsaklanmış o sahiplenici aşkın körüklenmiş halini görürüz: Kocama…

Enlil’in bedeni çoktan yok oldu gitti. Piraye’nin de Anahis’in de Edward’ın da… Ama günümüze kalan, bize kalan tek şeyleri o sonsuz aşkları oldu. Enlil’in mısralarında hala yankılanan ve Anahis’in yanık yanık kavallarında öttürdüğü melodide saklı olan: AŞK!

Büşra Belek

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...