Seçilmiş Kişi

Gece Gündüz
A A

Seçilmiş Kişi

Yazın bittiği bir zamanda yaz esintileri getiren bahar yüzlü bir kadın için döküyorum bu cümleleri. Yüzüne dokunmadan ellerimle, yüzünü ezbere bildiğim kadın için. Kokusunu içime hiç çekmeden dalından yeni kopmuş bir mandalina kadar özel bir kokusu olduğuna emin olduğum kadın için döküyorum. Bir şeyler söylemek, yazmak için kalemi kağıdı elime alınca zamanı öldürüyorum, kağıtlarım için ağaçları yok ediyorum ama doymuyorum onu anlatmaya, doymuyorum hislerimi gözyaşlarımla kağıtlara akıtmaya. Bugün birçok şeyi itiraf edeceğim ona;  mesela gözlerinin denizlerin mavisinden daha mavi, daha huzur verici olduğunu, sesini duyduğum tek saniyenin dinlediğim tüm güzel şarkılara bedel olduğunu ve ona kavuşmak için biriktirdiğim takvim yapraklarıyla kağıttan gemiler yapıp Ankara’ya yüzdürdüğümü. Ben yüzme bilmeyen hayallerimi sana ulaşır ümidiyle cam bir şişeye sıkıştırıp düş seline bırakıyorum, ne olur sel olan gözyaşlarımı görmezden gelme.

Sonu sonsuzluğa uzanan bir aşkın ilk filizini vermesi için başlıyorum sözlerime. İstanbul’da hayaller kuruyorum, içinde sen geçiyorsun, sarılıp yatıyorum hayallerime sonra. Kilometrelerce uzaktan ruhuma temas ediyorsun mesela, bu nasıl oluyor hiç anlayamıyorum. Düş sokağında kendimle konuşup kendi aşkımı kendime haykırmaktan bıktım artık, ben kulağımda en sevdiğin şarkının sesiyle sokaklar boyunca yalnız başıma yürümekten sıkıldım. Ne zaman geleceksin bu diyarı bana cennet kılmaya, ne zaman ellerine dokunacak ellerim, ne zaman dökecek dudakların bana karşı hislerini? Bitmeyen bir aşk şarkısı mısın sen? Her an kulaklarımda sesin,  gözlerim her kapandığında mavi bir ışık gibi parıldayan gözlerin.

Ben Ankara’da yeni bir cumhuriyet elçisi, ben aşk ülkesinin yeni fedaisi; aynı banka oturup uzak diyarlara bakarken anlatacağım sana kuracağım aşk cumhuriyetini. Sen bu diyarda en yetkili, tek yetkili; sen seçilmiş kişi.

Öyle sıradan sözler söylemek istemezdim senin için ama bu nasıl bir sevda bilmiyorsun ki, aslında kelimelere elbiseler giydirmekte iyiydi ruhumun derinleri ama söz konusu sen olunca ruhumun yükselişini izlemekten başka bir şey yapamıyor bu aciz bedenim. Engeller kalksın istiyorum aramızdan, bir bir yıkalım duvarları bugün, ilk adımı ben atıyorum şimdi, durmadan yazıyorum, durdurulamadan yakıyorum heceleri. İçimde çürüyen hislerimi sana bulaştırıyorum. Sen benim tutulduğum amansız bir hastalık gibisin… Söyle o zaman sevgili ne kadar ömrü kaldı bu bedenin?

Burak Acar

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...