Hayat Tarifesi

Gece Gündüz
A A

Üzerimdeki ağırlığı zorlukla attım kenara; yorgan, ölü bir beden misali serildi yanıma. Gözlerim, anlamsız bakışlarla doluydu, birazda çapak vardı yanında. Yorgan güzeldi, hareketsizdi aynı zamanda. “Kıymetini bilmeliyim.” dedim, “Bakın öldü ama çok güzel ısıtırdı aslında.” Sonra da konuştum arkasından: “Gece boyu dışarıda kalmış ayaklarım, buz tutmuş.” Aldırmayın, ikiyüzlüydüm hep. Ya da aldırın; “Dünya, ikiyüzlüleri doğuracak kadar kötü değil.” deyin mesela, “Neden?” deyin. “Soru sormayı neden bırakmış ki insanlar?” diye düşündüm biraz. “Gözlerini, istediği zaman yeniden, saatlerce kapatan insanlar dünyayı değiştirebilir.” dedim, konumuzla alakası olmasa da… Hafiflemiş vücudum ve şiş olduğunu hissettiğim gözlerimle doğruldum sonra. Bu, beni baya zorlamıştı aslına bakılırsa. Şaşırdım, inanın şaşkınlığım her hâlimden okunurdu. Bu sözü kullandığıma sevindim içimden ama yeri değildi.

Hiç tanımadığım birinin annesine saydırdım bolca. Küfür etmek bir kadına yakışmazdı; hele bir anneye etmek, asla. Aslında küfür etmek kimseye yakışmazdı; yine bu kargaşa içerisinde saçma düşüncelere yöneldim, bilmiyorum ama hâlâ bir problem vardı: “Neresiydi burası?” Sorunun cevabı, daha evrenin her yerine nüfuz etmeden bir şok daha yaşadım. Karşımda duran aynalı gardırop, hafiflemiş vücudun sebebini gözler önüne seriyordu, çıplaktım. Yeni doğmuş kadar savunmasız hissettim o anda kendimi; ne düşüneceğimi bile kestiremiyorken düşünceler boğdu beni. Odanın her tarafına baktım sonra, yoktu elbiselerden hiçbir iz. Dün çok içmiş olsam ve hiç tanımadığım bir adamın yanında sabahlasam sutyenim, çamaşırlarım falan yerlerde olurdu. Bunu görmediğime sevindim aslında, öyle geceleri sevmezdim. Hiçbir şey hatırlamamak kötüydü.

Aklımın içinde çıkan 3. Dünya Savaşında, barış antlaşmaları yapılırken “Üzerime bir şeyler örtmem gerek.” diye düşündüm ama ne… Etrafta hiçbir elbise yoktu; gardırobu açıp içinden bir şeyler alacak cesaret de bende yoktu. İşte o anda, ölü bir bedene sarılma fikri geldi aklıma. “O ağır yorgan, ağrılarımı almalı.” diye koştum tekrar yatağa. Yorgana saçma bir şekilde sardım kendimi. Yastığın yanında nemli bir havlu buldum o an. İçeriden gelen yağmur sesini duydum sonra. Biriyle yattım galiba fikri yeniden çıktı ayyuka. Kesin elbiselerimi de o aldı, bu nasıl çocukça bir şaka? Yorganın içinde çaresizce bekledim, bekledim… Dakikaları, 70 saniyeleri 120’şer saydım; kafam beni yanıltmıyorsa saat şu an cinnete 10 falan vardı. Çıkmadı duşta kim varsa. Çıksın diye inançlı bir çıplak olarak; tanımadığım odalarda, tanımadığım tanrılara yalvardım, çaresizdim.

Sonunda kendime “Bu, böyle devam etmez.” demeyi başardım, “Gidip banyoya bakacağım.” Bu cesur tavrım, alkış aldı ruhumdan. Yorgana bir Fatiha okuyup ayrıldım yanından. Parmak uçlarım, parkenin soğukluğunu vücudumun her yanına iletirken ben, yoluma devam ettim. Kapıyı usulca açıp seslendim. Cevap gelmeyince bağırdım, yine yok. Sonra korkup hızlandım. Ya küvetin içinde ölmüş bir beden duruyorsa? Ya hatırlamadığım şeylerden birisi de bir katil olduğumsa? Katil olabileceğime kanaat getirdim, öldürebilirim kendimi… Hızlı adımlar sonucunda boş bir banyo karşıladı beni ve kızgın şekilde akan soğuk su damlaları. “Hıncını benden alsın da sussun.” dedim ve attım kendimi suyun altına. Ölü bir beden kadar soğuktum, her hücreme dokunan su tanelerinin sonrasında. “Ölümü, bu şekilde mi yıkayacaklar?” diye düşündüm; “Sırılsıklam bir ölü bedenin saçlarını neyle kurutacaklar? Ya makyaj? Çirkin bir ölü gövdeye sahip olmamam gerekirdi. Gençtim, aslında ölmemem gerekirdi!”

Sustum, düşen her damla bir şeyler hatırlatıyordu bana; donarak ölmezse Sherlock, katilin uşak olmadığını öğrenecekti. Benzetmelerim yersiz ve kötüydü ama “Soğuktan.” dedim, “Ölüler soğuk espriler yapar.” “Ölüler, soğuk ve sıcak ayrımı yapar mı?” diye bağırdım sonra, ölmüş bir bedenin sesine karışan olmazdı. Ölmüş bir toplum, bu sorulara cevap bulamazdı. Ölüm düşüncesinin peşinden gittiğim taksinin taksimetresinde ne yazardı…

Burak Acar

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...