Tanrısız ve Otoritesiz Sanat: Dada

Gece Gündüz
A A

Friedrich Nietzsche’nin felsefesinden yola çıkarak sanattaki tanrıları ve otoriteleri yok sayan Dadaizm ya da bu akımın sembolizme dönüşmüş haliyle Dada; 20. yüzyılın başında sanat kavramlarını ve pratiklerini radikal biçimde değişikliğe uğratan, avangart içinde avangart, dönemin politik atmosferine sert biçimde muhalif, savaş karşıtı, sanatın geleneksel düşünüş metotlarını ve dışavurumcu kuramını dışlayan, idealizmden nihilizme geçiş yapan, burjuva milliyetçiliğine ve emperyal sömürgeciliğe karşı duran politik tavır, sanat akımı olarak karşımıza çıkar.

1916 yılında İsviçre’de ortaya çıkmasına rağmen dünyanın farklı coğrafyalarında ses getirmiştir. Sanat yapıtını zamanla ve mekânla sınırlamayan Dadaist ressamlar, onu bir düşünce ve ideoloji uğruna üretmişlerdir. Anti-rasyonel, sanatsal, nihilist inkârcı bir yaklaşım şeklinde başlıklarını belirleyen sanatçılar, bu yaratım ya da politik tavrın alt yapısına yüzyılın en önemli filozoflarının felsefesini yerleştirmişlerdir.

• Henri Bergson’un Anti-Rasyonel Kuramı: Akıl ve mantığın yeni ve taze deneyim biçimlerini engellediği düşüncesi.

• Friedrich Nietzsche’nin Anarşist ve Anti-Sanatsal Kuramı: Burjuva yaşam biçimi ve estetik anlayışın eleştirisi.

• Friedrich Nietzsche’nin Nihilist ve İnkârcı Kuramı: Dünya savaşının getirdiği yıkımın neden olduğu hayal kırıklığı ve burjuva konformizmine yönelik tiksinti.

Düşünsel yönü Zürih’te ortaya çıkan Dada ve Dadaist ressamların sanat coğrafyası Avrupa’nın farklı şehirlerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde şekillenmiştir.

• 1916-1919 yıllarında Zürih-İsviçre bölgesinde, Zürih Dada: (Hugo Ball, Tristan Tzara, Richard Huelsenbeck, Hans Arp, Marcel Janco)

• 1917-1920 yıllarında Berlin-Almanya bölgesinde, Berlin Dada: (Richard Huelsenbeck, John Heartfield, George Grosz, Hannah Höch)

• 1923-32 yıllarında Hannover-Almanya bölgesinde, Hannover Dada (Kurt Schwitters)

• 1920-22 yıllarında Paris-Fransa bölgesinde, Paris Dada (Tristan Tzara, Paul Eluard, Andre Breton, Marcel Duchamp, Man Roy, Francis Picabia)

•1916-23 yıllarında New York – ABD New York Dada (Marcel Duchamp, Man Roy, Francis Picabia)

Dada Manifestosu’nu 1918 yılında yayımlayan Tristan Tzara, manifestoda çok farklı alegorilere yer vermiştir. Bildirinin yayımlanmasından sonra başını Tristan Tzara’nın çektiği toplantılar organize etmişler, dilbilgisi kurallarını yıkarak birçok farklı dilden oluşan metinlerden şiir okumaları yapmışlar, bu toplantılarda primitif ögeler kullanıp Afrika davulları çalmışlardır. Akıl karşıtı bir tavır izleyen sanatçılar, rastlantısal ifadelere ve olaylara dikkatle eğilmişler, eserlerinde bu konuyu severek işlemişlerdir. Kendilerini, kanonları değerlendiren önemli bir otorite olarak gören Dadaist sanatçılar, birçok başyapıtı yeniden ve alaycı ifadelerle farklı malzeme ve tekniklerle oluşturmuşlardır. Sanatın radikal ve protest temsiline dair ne varsa onların resimlerinde, kolajlarında ve asemblajlarında politik ve nihilist eksende hayat bulmuştur.

Estetik kaygılardan ve sanata yönelik üretimden uzak eserler meydana getirmeye çalışan sanatçılar sanatın beğeniden daha ziyade ahlak kuramı içerisinde bir alay konusu olduğuna vurgu yapmışlardır. Çalışmalarında çok dilli, çok kültürlü, fazlasıyla inkârcı bir tavır takınan kimi sanatçılar, özellikle endüstriyel düzenin primitif kültürleri doğrudan savaş aracı ve unsurları ile yok etmesine, sömürmesine, eserlerinde çokça yer vermişlerdir. Başka bir kısmı bu anlayışa hiç katılmayarak geleneksel sanatın ve burjuvazi uzamlarının bu eksendeki tekeline tepki olarak çalışmalar yapmışlardır. Sanatçılar arasında elle tutulur, amorf ya da form halde üretime yönelik birliktelik ve benzerlik çoğu zaman yoktur. Farklı kaynaklar ve malzemelerden beslenirler.

Her ne kadar Nihilizmin odağında doğmuş olsa da özünde ve alt yapısında yüzlerce yıllık birikimi barındıran Dadaizm ve Dadaist ressamlar, insanoğlunun hikâyesinde olduğu gibi sanatın da hikâyesinde özgürlüğün çok önemli bir nokta olduğunu; kısıtlanmış, baskılanmış bir sanat ve sanatsal üretimin saçmalıktan ya da alegoriden başka bir şey olmayacağını, kimi zaman altını kalın harflerle çizerek bir manifestoda, kimi zaman sıcak renklerle bir tualde anlatmak istemişlerdir. Belki de hepsinin bir çatı altında toplandığı, birbirine benzediği ve birbirinden beslendiği tek ortak nokta buydu: Özgürlük…

 

Marcel Janco, Maskeler (1919)

Marcel Janco, Maskeler (1919)

Hugo Ball, Evrensel şiirler (1917)

Hugo Ball, Evrensel şiirler (1917)

Raul Hausman, Mekanik Kafa (Asemblaj, 1920)

Raul Hausman, Mekanik Kafa (Asemblaj, 1920)

Hans Arp, Rastlantı Yasalarına Göre Düzenlenmiş (Kolaj, 1917)

Hans Arp, Rastlantı Yasalarına Göre Düzenlenmiş (Kolaj, 1917)

Marcel Duchamp, Monalisa Kartpostalı (Karakalem, 1919)

Marcel Duchamp, Monalisa Kartpostalı (Karakalem, 1919)

Hannach Höch, Mutfak Bıçağıyla Almanya'nın Bira Göbekli Kültüründe Açılmış Yarık (Kolaj, 1920)

Hannach Höch, Mutfak Bıçağıyla Almanya’nın Bira Göbekli Kültüründe Açılmış Yarık (Kolaj, 1920)

Francis Picabia, Aşk Geçidi (Karton üzerine yağlı boya,1917)

Francis Picabia, Aşk Geçidi (Karton üzerine yağlı boya,1917)

Max Ernst, Çin Bülbülü (Kolaj, 1920)

Max Ernst, Çin Bülbülü (Kolaj, 1920)

John Heartfield,Dada Fotomontajı (1920)

John Heartfield,Dada Fotomontajı (1920)

Kurt Schwitters, Yerinden Çıkmış Güçler (1923)

Kurt Schwitters, Yerinden Çıkmış Güçler (1923)

Man Ray, Yok Edilecek Nesne (1923)

Man Ray, Yok Edilecek Nesne (1923)

Richard Huelsenbeck, Almanak (1920)

Richard Huelsenbeck, Almanak (1920)

George Grasz, The Revulotion (Karakalem, 1917)

George Grasz, The Revulotion (Karakalem, 1917)

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...