Tanrı Çok Uzak

Gece Gündüz
A A

Ben sana hiçbir şey vaat edemem,
olduğu ve olduğun gibi yaşamayı sen zaten bilirsin.
Bir planım, projem, mesnetsiz sözlerim yok,
ben sadece yazarım.
Ufak detaylarla kocaman hikâyeler getirip masana koyarım.
Çoğu geceler yalnızlığımı çakmak sesi böler.
Canım çay ister sigaranın yanında.
Suskunluğum da suskunluk olduğu için yeryüzünde.
Dünyanın bütün ışıkları söner.
Bir ağaç olmak isterim durduk yere.
Sonra vazgeçerim, ağacın kaderi gelir aklıma.
Bir kibrit çöpüne boyun eğişi ne acıdır.
Ne acıdır, çırılçıplak kalmak sonbaharda.
O yüzden sen, sen ol.
Ben, ben olmaya devam edeyim.
Unutup hiçbir şeyliğimi sana sen olmayı vadedeyim.
Uyku zaten tutmayacak bilirim.
Kalemin kimin elinde olduğunu da henüz bulamadım ama
Uykusuzluk kalemtıraşım.
Sen uyu.
Uyanınca su iç.
Bir daha uyu.
Bırak ben sabaha kadar yazayım.
Beni düşünme.
Karşılıksızlıklarla başa çıkarım.
Gücüm var, öğrendim.
Biraz acı ve ağır oldu fakat ezberimde bir yerde,
Tanrı’dan daha çok sana-ta inanıyorum.
İnanmak, tatlı ama aldatılmak ah aldatılmak!
Tanrı yahut insan veya Toroslar’da bir gürgen…
Baktığında göremeyiş.
Ah o bulamayış!
Sancılı o yüzden yazmak da pek sancılı bir sanat.
Acısı nereye saplanır kalır bilmem.
Başın önde ya da satır aralarında,
titrerse ellerin, çarparsa yüreğin üç noktalara,
bir sigara iste bir de çakmak.
Geriye kalan ne varsa muallâk.
Bak ve kaldır kafanı bir daha bak!
Gökyüzünde mavi balonlar yakın,
Tanrı çok ama çok uzak…

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...