Kül Vakti

Gece Gündüz
A A

Kül Vakti

Yine akşam oldu, ne yapacağımı bilmeden duvardaki saatin gece yarısına doğru hızlandığını ve senin bir gün daha öldüğünü düşünmeden edemiyorum. Üzerimde bir ongunluk, solgunluk, yorgunluk, sebebini bilmediğim bir suskunluk… Hiç gelmediğin menderesli yollara bakar gibiyim; yüreğimde çalılıklar, yokluğun bir orman gibi ıssız, özlemin bitki örtüsü makiye dönmüş. Avuçlarım harabelere düşmüş bahar renginde, sen kuşlardan beter uçmuş geri dönmemişsin. Bir gün yok ki alev almasın güneşte cam kırığı yüzün, ayakuçlarından başlayarak kıvılcım kıvılcım gülüşün, yanıyor günün her saatinde ve geceleri göz bebeklerinden eksilmeyen hüzün. İstersen soluk kül rengi bir gül ol, ben susmak isteyeyim, susayım; hiçbir üzüntü seni anımsatmasın bana.

Büyük bir taş insin semadan, gün doğmak istemesin sen uyurken şuramda; beynimi kurcalayan bir kurt, ay şafağa yakınken ulusun, ulusun, ulusun dursun! Sen ilk defa yaldız dallarda açan yıldız çiçekli baharlar ol, yağmur yağsın avuçlarıma lavanta kokularıyla dol, toprağın altındaysam sonbaharı beklemeden tez vakitte sol. Ah içimde bin rüyaya hükmeden kül vakitlerin! Hasretim, özlemim, sevgiyle büyüttüğüm sevgisizim, solgun benizlim, laf anlamazım, ehramım. Sarıldım sana kül oldukça sarıldım sarardım, karanlıkta ağzının yerini aradı delice hafızam, bulamadım. Hani bir zamanlar sönmek bilmeyen nefesinle ısındım, bütün mevsimlerin üzerine bembeyaz güvercin kanat kanat bekleyiş açıldı, omzundan örtüler döküldü defne kokan saçlarına, gece çırılçıplak kansız soyundu odamda, sensiz geçen günlerin zehriydi bu ateş, her şey döndü, sen dönmedin! Ve sen dönmedin, yine dönmedin, taş duvar yosun dumanlı, dinmedi bu ateş. Başladı o vakit yüreğimin gölgesinde kül vakti…

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...