Kırıla Kırıla Aşkı Öğrenmek

Gece Gündüz
A A

Sen şuna “Yediğin kazıkların toplamı.” desene…

Tamam, sevdiğimizle kaldık, avucumuzu yalnız rüzgâr tuttu; birçok şey bizi yaşanmadan yaladı yuttu. Kabul, acı deneyimlerdi. “Acı” kadar kısa bir kelime değildi elbet, sağdan soldan çok şiddetli vurdu. Üst örtülerimizi, kubbelerimizi yıktı geçti. Sarılmadan ve sarılamadan çekti gitti. O, gidişiyle cahil kaldı. Fakat ben, çok şey öğrendim. Başlarda sorsan onunla geçen 1 güne satardım bu yapayalnız, sessiz sedasız, terk edilmiş binlerce günümü. Ortalara bak bakalım ne göreceksin?

Reddedince ya da yüzüme beni istemediğini tokat gibi vurunca ona rağmen, kara kızıl azılı sevmelere kadar gitmişim. Hiç kesilmemiş; bir istikrar, bir istikrar, gece gündüz duraksız yaşatmışım içimde. Ondan öylesine sıyrılmış ve bağımsızlığını ilan etmiş ki yüreğim, o bile tüm saikları bana yıkmış. Sonra bıkkınlıklar vuku bulmuş yeryüzümde. Başını öne eğdiğinde yaprak ezerek geçmiş günler. Gökyüzünü hiç sormayın, orası lal lal lal…

Birçok gece tutulduğum nefret nöbetlerinin ardında ve sabahında özlemle baktığım fotoğraflarının içinde meğer o yokmuş. Hep benmişim, her şey benim yüreğimin altından çıkmış. Abidevi hislere dönmüş insiyakım. Sessizliğinden, görüntüsüzlüğünden, hacimsizliğinden imzasız yeni hikâyeler yaratmışım. Hayallerim kırılınca duyduğum sesler dahi ürkütmemiş bedenimi, en çok ellerimi kesmiş kör bıçağı.

Bir de hep benim yüzümdenmiş bu hoşluk ve kimilerine göre boşluk sevdalar. Kırıla kırıla parçalara bölünüp “tuzla buz olmamışlığımmış” beni ayakta tutan ve daha fazla sevmeye koşturan. Evet, ben çok güzel öğrenmişim; çok olgun, çok müstesna, çok içinden yaşayarak…

Bazen dışavurumlarım olmuş, kısa sönüşlerim ve kışa dönüşler hâlinde. Beklemek, özlemek, sıradan rezilce karşılıksız çok sevmek: O vakitlerde, bir eski sevgi-lisizlikmiş; haydi anlat yuvarlak cümlelerle anlatabilirsen. Mücbir sebeplerin olsa da açıklayamamışsın. Zaman; bu deli eden, kendi kendine öznesiz aşklar yarattığın lanet zaman; ödül ve ceza sisteminin bir uzantısı hâlinde öğrendiğin 3 harfli, iki sessizden. Alışamadım sanısıyla alıştığını bir gün kabul edişine varan sessizlik ve olmayan bir kapkara sevda öznesi.

Romanesk bir yüz, bulanık sisli sinsi kahverengi gözler ve bir ekim sonunda ölesiye sustuklarım. Eksi bilmem kaç dereceden çıkıp gelen soysuzlara verilmiş çizgili bir el içi. Yalnız ben yokum hiçbir düşün içinde, yalnız benim en dışarılar; benim gecelerim cinayete kurban, düşüp parçalanmışlığımı ve katledilmişliğimi de anlatmayayım size. Bir sonraki satıra geçin, istediğiniz cümleyi seçin. Ben yine sonbaharda sarı sarı güler geçerim; iliğim, kemiğim, açlığım ve kırıla kırıla öğrenmişliğim yanı başımda. Ya isteksizliğim?

Gayrı istemem günlerini, saatlerini ya da hafta sonlarını; onun olsun. Bu binlerce yalnız kaldığım gecelerin üzerinde yaşarım, onun milyonlarca dönüşüne değişmem bu ıstırabın saltanatını. Ah ne mükemmel öğrenmişim ben, karşılıksız ve kendi başına! Hayatın tadı tuzu var damağımda. İçince sarhoşluğum, ah okuyunca yaşamışlığım, bakınca gözlerimde nem oluşu ya da sorulunca ah ki ah cevapsızlığım!

Öyle tadından yenmez, öyle olgunlaştı ki parmaklarımı versem birkaç güne kalın bir roman, birkaç Ahmet Cemil yaratırsınız. Hem öyle ezberlemişim ve kirli sayfalara yazmışım ki o kırık, meftun günlerimi; yüreğim aklıma saldırıyor gün batınca. Hiçbir yere sığmıyor unutmuşlukları ve unutamamışlıklarım. Dolmuş, taşmış, vadilerden yatağını aşındırmış darılmışlıklarım…

Yazdıklarımı koyacak yer buluyorum da ya yazamadıklarım, yazamayışlarım, sonra soramadıklarım, soramayışlarım? En azından bir çeyiz sandığı gerek bana bir de divit; suretinde silinip paramparça olmuş güzelliği, parmak izlerimle belirginleştirmek ve yazdıklarımı yanına gömebilmek için…

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...