Hep Aynı Yerden Başlıyoruz Yürümeye

Gece Gündüz
A A

Hep Aynı Yerden Başlıyoruz Yürümeye

Muhtelif rüyalar görüyorum bu aralar. Aslında uyuyamıyorum geceleri. Bir hayal, bir sahneye sarılıyorum uyumaya çalışırken. Başlıyorum yine aynı göl kenarında yürümeye. Sabaha karşı aklımı kuşatıyor. Bir kere daha uyutmuyor. Niye? Çünkü ellerim savruluyor. Yalnızlıktan bıkmış ceketimde kalmış ellerinin izi.

Ben yine yürüyorum evden ve ondan ıraklarda. “Olmaz, olmuyor, olmadı” diyorum. Sonra koyamıyorum onu uzaklarda. Çekip alıyorum yanı başıma. Yanıma tatlı telaşlarıyla koşup geliveriyor. Yüzünde hangi çiçeğin pembeliği var onu bulmaya çalışıyorum bana doğru gelirken. Yürümeye devam ederken yetişiyor bana.

Antik şehirlerin gömülmüşlüğüne kafa yoruyorum, hüzünleniyorum onların batışı gibi içimde battığına. Konuşmuyorum; elini tutuyorum ama, ürpermesin diye. Hep aynı yerden başlıyoruz yürümeye, sanki hiç ilerlemiyoruz. Kafamda hep yürümek var. Aynı yerde yürümek de neyin nesi? Bir hikaye doğmuyor, kendisi doğmadığı gibi güneşi de yükseltmiyor. Hep bir gece, hep bir karanlık, hepten kararık. Rüyalarımın rengi silinmiş, bir renk arayışında da değilim. Birkaç adım, biraz daha ileri, belki bir sokak arasına karışacak yol. Karışmıyor.

Ellerim cebimde 45 derece dönüp geriye bakıyorum bir ses gelmiyor, ay ışığı arıyorum. Kapısız, pervazsız, penceresiz, iptidai… Yine aynı yerden başlıyorum yürümeye ve o koşarak geliyor pembeleşen yanaklarındaki ürpertiyle…

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...