Arkaik Dönem Yunan Sanatı

Gece Gündüz
A A

Milattan önce 800-500 yılları arasını kapsayan antik Yunan dünyasında mimari ve heykelin ön plana çıktığı dönemdir. Milattan önce beşinci yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte Geometrik dönemdeki geleneksel soyut sanat yerini figüratif resimsel üsluba bırakır. Özellikle Geometrik dönemin simgesi olan amforalar, Skyphos’lar ve Pyxis’lerin üzerindeki bezemelerdeki renk ve figürsel değişim dikkat çeker. Elbette bu dönem Geometrik dönemin alt yapısıyla gelişme gösterir. Amforalar üzerindeki klasik kahramanlık, atalar kültü ve cenaze merasimleriyle ilgili bezemeler pek değişmese de renk ve figür tekniğinde değişimler yaşanır. Geometrik dönemdeki siyah ağırlıklı kap kacak formları yerini daha açık zemin üzerine figürlü siyah ve kırmızı vazolara bırakır. Bu vazolar üzerindeki sahneler Geometrik dönemin Oryantalist çağında olduğu gibi şeritlerle ayrılır. Yine kahramanlık, Atina’yı kurtaran kral ve kraterler üzerindeki ölü kültü sahneleri süslemeyi oluşturur.

Dönemin Mısır etkisiyle gelişen diğer sanatsal faaliyeti heykeldir. Mısır’la tamamen özdeş olmamakla birlikte sadece kaynak konusunda Mısır’ın etkisi ön plandadır. Zira yunan heykelinin frontal ve anatomik hatları Mısır’dakiyle pek benzemez. Mısır’da heykeller daha spesifik bir alana hitap ederlerdi. Krallara, soylu kişilere yapılan heykeller bir büst halinde, ifadesiz, statik ve frontal değildi. Yunan uygarlığında sanatın ve heykelin merkezinde insan vardır. Yani evrenin tüm özelliklerinin toplandığı tek varlık insan olarak görülür. Bu yüzdendir ki Yunan heykelciliğinde insana özgü bir gelişme görülür. Heykellerde kollar ve bacaklar vücuttan ayrılır, ayaklar bir adım önde, ilerleyen dönemde Moschophoros (Buzağı Taşıyan Adam) heykelinde olduğu gibi yüzde “İyi Çoban İsa” ikonografisindekiyle benzer bir gülümseme oluşur.

Bu dönemdeki Yunan sanatında cinsiyet de göz ardı edilmemiş iki tip heykel ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki genelde çıplak, kaslı ve saçları katlanmış vaziyette resmedilen Kouros denilen erkek heykelleri. Diğeri ise elinde meyve taşıyan daha ilkel formlardaki giyinik kadın heykelleri olan Kore’lerdir. Yunan heykel okullarının alt yapısını oluşturan ve Helenistik çağa çok güçlü giren heykel sanatının bu dönemde en ünlü heykeltıraşı Exekias’tır. İyonlar döneminde Denizli yakınlarındaki Afrodisias Heykeltıraşlık Okulu’nun sanat anlayışının ve heykellerdeki hareketli tandansların çekirdeğinde Exekias’ın arkaik formları yer alır.

Bu dönem tapınak mimarisine de öncülük eder. Özellikle ilk tapınak olarak adlandırılan Hera tapınağı, altıncı yüzyıl da harç ve ahşap malzeme kullanımından mermer ağırlıklı malzemeye geçişe önemli bir örnektir. Bu dönem itibariyle tapınaklar artık Karanlık çağ (Milattan önce 1100-800) da olduğu gibi sürekli yıkılıp yeniden yapılmayacak şekilde sağlam ve anıtsal biçimde dikilmiştir. Özellikle Dorlar’ın Atina akropolünde yaptıkları Parthenon, Sicilya’daki Konkordiya ve Behramkale’deki Assos ile ilk özgün periptal örnekler sağlam bir tapınak mimarisine temel oluşturur. Sonraki dönemlerde Batı Anadolu’da İyon tarzında yapılan Efes, Artemis ve Apollon tapınakları; Korint tipinde inşa edilen Mersin Silifke’de ve Atina’da bulunan Zeus tapınakları bu dönemin mimari gelişimini gösterir. Artemis tapınağının Triglif’lerle sarılı metop süslemelerinde yer alan Gorgonlu Medusa heykeli dönemin tapınak mimarisindeki süsleme serüveninin başladığı nokta olarak kabul edilir.

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...