Allah Kahretsin Bazı Şeyleri, Allah Kahretsin!

Gece Gündüz
A A

Allah Kahretsin Bazı Şeyleri, Allah Kahretsin!

Her şeyi üç beş cümleye sığdırmak zorunda olmak ve çılgınlar gibi özlediğini söyleyememek, yutkunmak; boğazına düğüm düğüm gerilmiş, yıllarca onu gizlediğin nefesini çalan bir acı yutkunmak. Oysa bugün benim doğum günümdü. Herkes beni düşünüp bana mesajlar yazacak, arayıp soracak, hâl hatır soracak, birkaç cümle kuracaktı en yürekten…

Fakat herkes “o” değildi. O; herkesti, her şeydi. Öylesine herkes ve her şeydi ki koltuğa dayanıp kapanan gözlerle alt yazılı filmler izlerken ona güceniyordum; içime dolmuş kırgınlıklar yüreğime batıyor, gücene gücene uyukluyordum. O, kim bilir nerdeydi? Belki evdeydi, belki odasında, en çok da içimde bir yerlerde… Bir gün ona kavuşacağıma dair gizlice anlaşma yaptığım zihnimin sıcak, meşaleli, ay izli dehlizlerinde, “Dişlerini fırçalamış mıdır, pijamalarını giymiş midir, salondan mutfağa yalın ayak yürümüş müdür?” diye ne yaptığına kafa yorarken ve katledilen hayallerimin ortasında, yanaklarından daha kırmızı delirmek üzereyken uyuyakalıyordum.

Darılarak umudumu kesmiştim uyandığımda. Telefona baktığımda mesajını gördüm. Artık rehberde adı “M” ile başlayan, sıradan biri gibi kayıtlıydı; aradan geçen zaman, isminin sonundaki iyelik ekini düşürmüştü ama o, yüreğimin üzerinde asılı kalmıştı; içten içe isyan ederek okudum mesajını. O an cevap yazamadım; ellerim titredi, bütün kalelerim düştü, gözlerim doldu. O kadar çok özlemiş ve öylesine içlenmiştim ki tavana baktım hemen; telefonun ekranına gözyaşım düşecek diye korktum. Dakikalarca tavanın kirlenmiş beyazına baktım, baktım durdum. Öyle çok şey yazmak istiyordum ki 2015 yılının sonbaharına kadar nasıl toparlayacaktım birikmiş cümleleri? Gözlerimin nemine, içimin bir köşesine sakladığım onsuz günleri nasıl ifade edecektim?

Edemedim; birçok şey içimde kaldı, söyleyemedim. Başka bahara sesi; elimde yine gittiğinden beri âşık olduğum, yetim bir çocuğun kafatasını hisseder gibi sevdiğim sessizliği kaldı; daha da eskimekti bugünden sonra. Sarıldım sıkı sıkıya, tutamadım, ellerimden kaydı gitti. Orhan Veli gibi içime aktı dizeler; öyle aktı ki haykırmak istiyordum ama gece, karanlığa kaçardı düşlerimi yırtarak; sevsen sevmez, beklesen gelmez, gelse dinlemezdi. Allah kahretsin bazı şeyleri, Allah kahretsin sesini, kimse duymazdı; en sevdiğin de dâhildi buna, Allah kahretsin! Çaresiz sustum, sustum, milyonlarca kez sustum; mühürlenmişti dudaklarım; nereye baksam, ne söylesem, ne desem anlatamıyordum; anlatamadım ve ben:

Anlatamıyorum!

“Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.”
Orhan Veli Kanık

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...