20. Yüzyıl Başlarında Soyut Resim Sanatı

Gece Gündüz
A A

Empresyonizm, Post empresyonizm, Kübizm ile başlayan soyutlama olgusu, 20. yüzyılın başlarından itibaren kendisini ilk olarak J.M.W. Turner’ın “Kar Fırtınası” isimi tablosunda, doğanın fırtınalı günlerde uğradığı değişim metaforuyla sunulur. Turner resimlerinde doğayı, sürekli şiddetli bir devinim ve değişim içerisinde ve daha ziyade koyu renklerle tuvale aktarır. Siyah geçişler, koyuluklar hemen her resminde göze çarpar. Ardılı olan Whistler’in grili-siyahlı bir düzen üzerine Nocturnal dokunuşlarında, resimde gerçeklikten kurtulup yeni bir sanatsal üsluba doğru yol alışına gölgelerle tanık oluruz.

Gece Dergi

20. yüzyılın başlarında Avrupa sanatına egemen olan soyutlama, 1920’li yıllarda yerini evrensel bir soyut sanat imgesine bıraktı. Görüntünün, imgenin, simetrik özelliğini yitirmesi neticesinde sanat yapıtının kendi gerçekçiliğini, non-objektif yani saf soyut biçimde dile getirmesi, güçlü bir biçimsellik ortaya çıkardı. Geometrik soyut (rasyonel, entelektüel, yapısal, mantıksal) ve geometrik olmayan soyut (irrasyonel, içgüdüsel, duygusal, organik, romantik, dekoratif) olmak üzere 2 farklı aşamada gerçekleşti.

Wassily Kandinsky, Kazimir Malevich, Piet Mondrian, Constantin Brancusi gibi isimlerin öncülüğünde soyut dışavurumcu resme dönüştü. Edouard Manet’in resimlerinden etkilenen Kandinsky’nin, çizgiler ve renkleri duyguları ifade etme aracı olarak, duygu durum ifadeleri şeklinde 2 boyutlu modern resme aktarması, onun geometrik olmayan soyut dışavurumcu ressamlığını perçinledi. Kandinsky, erken dönemde geometrik olmayan ilk çalışmalarını; 1909 yılında “Emprevizyon,” 1910’da “Kompozisyon,” 1910’da “Doğaçlama” ve “Süvari,” 1910’da “Kompozisyon İçin Eskiz,” 1911’de “Empresyonlar Dizisi” ve 1910-1912’de yaptığı ilk sulu boya çalışması ile birlikte kendi başlıkları altında topladı. Bunları, takip eden dönemde, non-objektif (saf soyut) geometrik soyut dışavurumcu Daireler (1926), Kompozisyon VIII (1923) gibi çalışmalarla destekledi.

Gece Dergi

Piet Mondrian, Amsterdam Akademisinde okuduğu yıllarda Kübizmden etkilendi. Resimlerinde kıvrımlı çizgilerle yatay ve dikey kompozisyonlar kullanarak, yeni bir tür geometrik soyut sanat ve üslup oluşturdu. Farklı boyutlarda dikdörtgenlerin asimetrik kullanımı, şematize edilmesi, odaksız veya salt ilişkilere odaklanmış kompozisyon eskizleriyle resmin içeriğini zenginleştirdi. 1911 yılında The Red Mill (Kırmızı Değirmen), 1908 yılında The Red Tree (Kırmızı Ağaç), 1912 yılında Flowering Apple Tree (Çiçeklenmiş Elma Ağacı), 1915 yılında Pier And Ocean, 1925 yılında Tableau (Tablo) başyapıtları arasında yer aldı. Sanatçı, evren yasaları olgusu üzerinde çalıştı, 1915 yılında Theo van Doesburg ile tanıştı; birlikte De Stijl (Neo Plastisizm)’i kurdular. Yatay ve dikey çizgilerle birlikte 3 temel renk, geometrik soyut resminde karakteristik unsur hâline geldi.

Gece Dergi

Romen heykeltıraş Constantin Brancusi, 1886 yılında Bükreş Akademisinde eğitim aldıktan sonra 1903’te Münih, 1904 yılında Paris’e gitti. Auguste Rodin’in yanında kıs süre çalıştıktan sonra 1907 yılında doğrudan yontu yöntemi ve zıt malzemelerle çalışarak, dönemin heykel yöntemlerinden uzaklaştı. Rodin’in Natüralist ifadeciliğini terk ederek; biçim, malzeme ve sadeliği ön plana çıkardı. İnsan bedenini soyut ve simgesel bir düzleme taşıyarak, klasik heykel geleneğini soyut imgelere dönüştürdü. The Kiss (Öpücük, 1916), The Sleeping Muse (Uyuyan Peri, 1909-1910), Endless Column (Sonsuz Direk, 1918), The Sorceress (1916-1924, Kadın Büyücü), Fish (Balık, 1926), Bird in Space (1928, Uzayda Kuş) başyapıtları arasında yerini almıştır.

Gece Dergi

Kazimir Malevich, Piet Mondrian’la birlikte geometrik soyut resmin en büyük ustasıdır. Kiev Sanat Okulunda ve Moskova Resim Heykel ve Mimari Okulunda eğitim aldı. Fransız Modern sanatından etkilendiği dönemlerde Kübist ve Fütürist resimlere ilgi duydu. Resimlerdeki salt biçimleri özgürleştirirken bunları oluşturan temel parçaları ayrıştırma yoluna gitti. Gerçekçi Kübist-Fütürist bir biçim dağarcığı oluşturmaktan söz etti. Saf biçim üstünlüğü anlamına gelen Süprematizm onun için; sanatın materyal gereksinimlerden kaçınması, sanatçının ruhsal bağımsızlığı, sanatın nesnenin boyunduruğundan kurtarılmasıydı. İlk Süprematist resimlerini 1915 yılında yapmaya başlayan sanatçı, “Aşkın ruh hali olarak” nitelendirdiği “Siyah Kare”nin; hiçlik değil de anlam yüklü derinlik olduğunu ifade eder. Resimlerinde “Siyah Kare”nin tarihine de vurgu yapan sanatçı, Siyah Kare’nin ortaya çıkışını Güneş’e Karşı Zafer operasının sahnesinde gönderme yaparak vurgular. 20. yüzyılın başlarında kendi manifestosunda Süprematizmi yayınlayan sanatçı, resimsel sanatta saf duygu ve algı derinliğini bu sayede tüm sanat çevrelerine ilan etmiş oldu.

Gece Dergi

Gece Dergi

Aşkın bir gerçekçiliği ve temsil arayışı üzerine Süprematist Manifestoyu yayınlayan sanatçı, kübizmden non-objektif Süprematizme uzanan yolculuğunda, Konstrüktivist Rodchenko ile tanıştı. Onun eserlerinden yola çıkarak ilk defa “Konstrüksiyon” terimini kullandı. Süprematizm ve Konstrüktivizmin beraber gelişmesine rağmen, Süprematizmde soyut bir derinlik söz konusuyken Konstrüktivizm, gerçek mekânda gerçek malzemenin üretimiyle ilgilenen materyalist bir yaklaşım olarak ön plana çıktı. Rodchenko ve Tatlin gibi Konstrüktivistler, kübist kolajdan yola çıkarak yeni bir malzeme ve konstrüksiyon kültürü geliştirdiler. Burjuvazi kesimin üretim odaklı gördüğü sanatsal ifadelerin devamlılığından ziyade Sovyetlerde, komünist ülkünün geleceğini kuracak tasarımları gerçekleştirmek, Konstrüktivistlerin ideolojik sanata yönelmesini ifade ediyordu. Bu noktada Malevich’in Süprematizmi, -siyah üzerine beyaz renk, doku, derinlik ve malzeme açısından- Konstrüktivizmden keskin biçimde ayrıldı.

Gece Dergi

Gece Dergi

Beyaz Erdem

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...