Bir Sürü Erkek ve Bir Sürü Kadın

Gece Gündüz
A A

Bir Sürü Erkek ve Bir Sürü Kadın

Adam kadını sessiz seviyordu. Kadın yaşantısına devam ederken sevildiğinden bihaberdi. Her gün önünden geçtiği durağı görmeden yaşayıp kalabalığa, yalnızlığına karışıyordu. Halbuki adam da evinden çıkmadan seviyordu. Denk gelememeleri belki de bu yüzdendi. Hayır. Bu yüzden olmamalı ama. Bu kadar basit olmamalı kavuşamamak. Araya dağlar girmeli, silahlar olmalı, barut kokusu yasaklar, kavuşmayı engelleyen duvarlar olmalı. Kavuşamamak bu kadar basit olacaksa umut çok güçlü olmalı. Ama umut ne yazık ki sadece gereklilik kiplerinde nefes alıyor.

Aslında birbirlerinden habersiz yaşayan iki insanın hikayesi değil bu. Yolları türlü tesadüflerle de kesişmeyecek. Belki de bir daha konuşamayacak insanlardan bahsediyorum. Ama belki diyorum…

Adam kahverengi gözlerini evin içinde duvardan duvara gezdiriyordu. Çıkarıp sigarasından arka arkaya iki tane yakarak hiç konvoy yapmadı ama ikincisini hep dudaklarında tuttu. Kendini tehdit ediyordu sanki. Sanki onu da yaksa tehdit edecek bir şeyi kalmayacakmış gibi sımsıkı dudaklarında tutuyordu.

Kadın her gün sarı ile kumral tonları arasındaki saçlarını topuz yaparak çıkıyordu sokağa. Gitmesi gereken bir iş, konuşması gereken insanlar, kazanması gereken paralar vardı. Dostları geçmişte birer ders kitabı olarak kütüphanesinde duruyorlardı. Yanında sadece kocası vardı.

Kadın her gün aynı sokaktan başı eğik geçiyor, adam her gün aynı saatte pencereden dışarı bakmamaya özen gösteriyordu.

Farkında değildi kadın. Belki kader tutuyordu elleriyle başını. Belki içerlerde bir yerlerde tüm gerçeği hissediyor ve ondan kaçıyordu. Hayata da cesaret gerek. Ancak kadın hem hayattan hem de cesaretten mahrum yaşıyordu. Her ne oluyorsa bir şey kafasını kaldırmasına izin vermiyordu.

Adam loş ışıklarla bezenmiş evinde yarı gölgeler arasında yaşıyordu. Hiç oturmadığı koltuğun karşısında bazen saatlerce vakit geçiriyordu. Koltuğun orta yerinde duran deniz kabuğu, bakışlarını üstünde topluyor, oyuk kısmında kurumuş olan gözyaşlarına hürmet gösteriyordu. Gözyaşının tadı geçmemişti oyukta. Oyuğun içinde hala cümleler yankılanıyordu.

“Tutamıyorum kendimi, hissediyor olmalısın”
“Farkında olmak istemiyorum, anlıyorsun”
“Anlıyorum ama kabul edemiyorum” dedi çaresizce adam.
“Olmayız biz” dedi kadın “Yani olmayız.” dedi kafasını sallayarak. Açıklama yapamıyordu. Belki de korkuyordu olacaklardan belki de tecrübelerine güveniyordu. “Çok aynıyız biz, eğer başaramazsak seni kaybetmek istemiyorum”

Cevap veremedi adam. Yanan ampulün cızırtısı odada yankılanıyordu. Savunmak istiyordu aslında kalesini. Ama içindeki prenses durmak istemiyorsa kaç asker dikebilirdi kapısına. Biliyordu böyle hikayeleri.

Kadının omzuna başını yasladı adam. Boynunun sıcaklığı gülümsetiyordu onu ama en çok bu kadar yaklaşabileceği gerçeği bir ilmik gibi sarıyordu dudaklarını ve aşağı çekiyordu… Kokusunu içine çekti. Bir daha alamayacağı tadı aldı burnundan. Bir daha bulamayacağı duyguları bıraktı kadının boynuna.

Mavi gözlü kadını seviyordu kahverengi gözlü adam. Dağlar ve denizler sadece çocuk resimlerinde kavuşuyordu aralarına güneşi alarak. Çocuk olmayı seviyordu adam. Ama kadın hiç resim yapmamış gibi korkuyordu.

Daha denemeden kaybetmişti adamı sokak aralarında. Yıllarca sokakları sevmemişti kadın. Uysal bir koku arıyordu adam, kadın yaşamı aramayı bırakmıştı.

Yıllar sonra kocası olacak kişi o adam değildi. Kocası da aynı o adam gibi güzel gitar çalıyordu halbuki. Kahverengi gözleriyle bakıyordu ona. O da seviyordu kadını. Ancak yapmacık geliyordu kadına her şey. Sanki kötü bir şairin etrafına koyduğu imgeler başına bela olmuştu. Ya da kaderin lanetine örnekti. Aynı geceyi bulamamanın sancılarını çekiyordu.

Eve geldi kadın; işlerini yapmış, parasını kazanmış.
Evinde oturuyordu, adam gölgeleri üstüne çekmiş.
Deniz kabuğu duruyordu ortada. Oyuğunda pişmanlıklar ve gözyaşlarıyla.

Barış Berberoğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...