Bir Kiyarüstemi Filmeseli: Close Up

Gece Gündüz
A A

Close Up, bir Abbas Kiyarüstemi filmeseli. Kelime biraz tuhaf gelebilir fakat bu kelimeyi kullanmak zorundaydım. Çünkü Close Up, bir film kadar kurguya ve bir belgesel kadar gerçekliğe sahip. Başroldeki Hüseyin Sabzian, Makhmalbaf hayranı bir arkadaş. Hayata olan bağının, Makhmalbaf’ın “Bisikletçi” eserinden ötürü olduğunu şöyle aktarıyor:

“Hapishanede kendimi mutsuz hissettiğimde Kuran-ı Kerim’deki; ‘Dertli bir yürek için en iyi teselli Allah’ı zikretmektir.’ diyen ayeti düşünürüm. Moralim bozulduğunda ya da kederle dolduğumda kimsenin duymak istemeyeceği ruhumdaki ıstırabı ve acıyı dile getirme ihtiyacı hissederim. Sonra filmlerinde, tüm acılarımı dile getiren ve o filmlerini tekrar tekrar izlememe sebep olan, iyi bir insana rastladım. Başkalarının hayatlarıyla oynayan fakirlerin, çoğu maddesel olan basit ihtiyaçlarına kayıtsız kalan zenginleri sergilemeye cesareti olan bir insan. O yüzden bu kitap, beni teselli etti. Kendimle ilgili ifade etmek istediğim şeyleri anlatıyor.”

Kiyarüstemi, bir film çekiminde olduğu esnada, bir dergi muhabiri olan Hüseyin Farazmand’ın bir yazısını görür. Yazıda, Hüseyin Sabzian isimli birinin, kendini Mohsen Makhmalbaf olarak tanıtarak evine yerleştiği ve dolandırmaya çalıştığı bir aileden bahsedilmektedir. Bu olay, oldukça ilgisini çeker Kiyarüstemi’nin. E tabii sinemayla ilgili bir haber olması da etkilidir. Bunun üstüne bu olayın filmini yapmak isteyen Kiyarüstemi; gerekli tüm mercilerden izinleri alarak, aileyle ve Sabzian’la anlaşarak ve devam etmekte olan filminin çekimlerini de durdurup Close Up’ın yapım aşamasına girişir.

Filmde herkes kendini oynamaktadır. Makhmalbaf ve Kiyarüstemi bile.

(Bu parantez cümle akabinde devam eden tüm satırlar, filmi daha önce izlememişler için bir miktar da olsa sürpriz kaçırıcı, Spoiler bilgi içermektedir.)

Sürecin başlangıcı bir otobüste olur. Hüseyin Sabzian, elinde Makhmalbaf’ın “Bisikletçi” kitabı açık vaziyette oturmaktadır. Yanına oturan bir kadın, kitabı nereden aldığını sorar. Sabzian ise kitabı kadına vererek kendisinin olabileceğini, kitabı zaten kendinin yazdığını, yani Makhmalbaf olduğunu söyler. Hiç parası olmayan ve çok aç olan Sabzian, bu yalanla Ahankhah ailesinin evine gidip karnını doyurabileceğini düşünmüştür. Fakat evlerinde gördüğü ilgi alaka, Sabzian’ın çok hoşuna gitmiştir ve foyasının meydana çıkacağını bildiği hâlde bu yalanı sürdürür. Bunun üzerine gelişen olaylar, Sabzian’ın bir sinema tutkunu olduğu ve bu imkâna erişmek adına yapabileceklerini gösterir. Ufak bir dolandırıcılıkla aileden para alan Sabzian’ın yakalanması çok da uzun sürmez. Filmin adından da geldiği üzere, yakın plan çekimlerinin ustalıkla sergilendiği mahkeme sahneleri, olayla paralel olarak ilerler. Sabzian’ın mahkeme salonundaki nefis tiratları; yaptıklarının sebebini, oyunculuğu mu yoksa yönetmenliği mi tercih edeceğini ve sanata olan tutkusunu net bir şekilde açıklar:

“Bunu söylemek bana düşmez. Sanırım oyuncu olmayı tercih ederim. İçimde hissettiğim tüm acıları ve yaşadığım kötü şeyleri ifade edebilirdim herhâlde. Oyunculuğum ile hissettiklerimi aktarabilme fikri hoşuma gidiyor. Benim için sanat, insanın içindekileri dışa vurmasıdır. Tolstoy, ‘Sanat, sanatçıların kendi içlerinde geliştirip paylaştıkları duygusal bir deneyimdir.’ demiş. Yaşadığım zorlukların ve acıların, iyi bir oyuncu olmama uygun bir altyapı hazırladığını düşünüyorum. Bu şekilde iyi rol yapıp içimdekileri dile getirebiliyorum.”

Sabzian’ın kötü biri olmadığını hissetmemize rağmen bu konuda emin olmamızı sağlayan tiratları da var:

“Sadece duygularıyla oynadığım için pişmanım. Evlerini soymak aklımın ucundan geçmedi. Yaptıklarım için üzgünüm, hapiste geçirdiğim günler için değil. Hapishane, iyi insanlar için iyi, kötülük düşünenler içinse kötüdür.”

Ahankhah ailesinin evinde ince ince dokunulan işsizlik sorununa mahkeme salonundaki son anlarda da değinilir:

“Yaptıkları, toplumsal sıkıntıların ve işsizliğin bir sonucudur. Ama bunu, burada tartışmamız uygun düşmez. O yüzden tüm suçu ona yüklemek doğru olmaz. İşsizlik, insanlara suç işletebilir. Eminim, serbest bırakıldığında uygun bir iş bulursa dürüst bir hayat sürecektir.”

Ahankhah ailesinin şikâyetini çekmesiyle son kısım, yani sahte Makhmalbaf ve gerçek Makhmalbaf’ın buluşma sahnesi gelir. Bu sahnede, kamera arkasında Kiyarüstemi ve ekibinin konuşmalarını da duymaktayız. Sabzian, Makhmalbaf ile karşılaşınca ağlamaya başlar. Bunu, Makhmalbaf’a duyduğu büyük saygıya, sevgiye ve onun adını kullanarak giriştiği bu oyundan duyduğu pişmanlığa bağlayabiliriz. O nefis motor üstü sahnesi de buralarda karşımıza çıkmakta. Makhmalbaf direksiyonda, Sabzian ise elinde bir krizantem saksısıyla arkada. Kiyarüstemi’nin adını dünyaya duyurmasını sağlayan bu şaheseri; Ahankhah ailesinin, gerçek Makhmalbaf’la gelen Sabzian’ı affetmesiyle sonlanmakta. Sabzian olmak da ayıp değil Makhmalbaf olmak da hatta sinema yüzünden ölmek de ayıp değil…

Aytaç Kopal

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...