Selam Dururken Yalnızlıklar Hayata

Gece Gündüz
A A

Selam Dururken Yalnızlıklar Hayata

Ölüler arasından geçiyorum, doldurulmuş zamanlar yaşanamayanlara selam duruyor önümde. İnsanlar yeni tanrılar yaratıyor, yeni kültürler çıkıyor sözcüklerin kifayetsiz kaldığı her noktada ortaya. Bir kaygıdır yükseliyor sokaklardan gökyüzüne, bir kaygı ki güzele hasret. Ben en son babam öldüğünde böyle olmuştum. Acı eşiğimi yükselttim yükseltmesine de sevdiklerinin üzülmesine dayanamıyor insan…

Gözlerimi netleştirebileceğim kadar toparlayabildiğimde kafamı, elimde duran parlak metalin soğukluğuyla irkildim. Tanımadığım bir küvette buğulanmış bir aynaya yansıyan tanıdık bir yüzle selamlaştım önce. Kim bilir kaç yüz bin yıl olmuştu burada bu halde bekleyeli. Bir otuz altı pozdan kesilmiş parçaları aralıklarla toparlayabildim bir araya. Kötü zamanların ağır bastığı bir kaos dizisi güzel olanı çıkarmıştı nihayet içinden. Artık kötü zamanlar üzerine yapılan güzellemelerden kurulu hikâyeler, en mutlu zamanlarında repliklerini unutan bir adamın hikâyesi kadar dokunamayacak insanların ruhuna. Kaldırımlardan yuvarlanırken içi boşaltılmış cümleler, kâğıtlara sarılmış kelimeler kadar baş döndürmeyecek artık. Bu noktada repliklerini unutan ben yine benimle karşı karşıyayım. Biraz sonra musluktan beynime damlayan suyu durdurup, yitirilmiş heyecanımla beraber bileklerimin üzerinde tüm fiyakasıyla parlayan arterlerimi elimde duran soğuk metale teslim edeceğim. Aradan birkaç yüz bin yıl daha geçecek, koparılan çiçeklerin tohumları yeni bir dünyada serpilip gökyüzüne hücum edecekler.

Her biri tarihsel bir bütünlükte seyreden planlarımı artık uygulamaya koyma zamanı. Zaman, zaman ki; zaman ki hızla kat ediyor maratonunu. İçerden gelen kadife sese aldırmadan, musluğa yöneliyorum önce ve şimdi söylenecek sözlerin tükendiği noktadan hareketle, sessizlik bir sahne önümde. Ağır ağır açılıyor perde, ışık tüm hiddetiyle aydınlatıyor salonu. Burnundan kıl aldırmayan seyircilerim kiralık smokin ve döpiyeslerinin içerisinden kiralık kafalarını aynı anda sahneye yöneltiyorlar ve ben onlara:

“Her sözcük, sessizlik ve hiçlik üzerinde gereksiz bir lekedir.” diye sesleniyorum Beckett Tiyatrosu’nun tüm kısıtlanmışlığıyla.

Bileklerimden süzülen sıcaklık yenik düşüyor vücudumun soğuğuna, son bir hamle daha zamanı yakalayabilmek adına. Sıyrılırken ellerimin arasından tüm art niyetler, bağrışmalar yükseliyor koltuklardan. İnsanlar hayat ve ölüme taraf, savuruyorlar tiratlarını boşluğa. Bir süre aldırmadan ilerliyorum dakikalarda, saniyelerde bakmadan ardıma. Tüketiyor insanlar insanlığı hızla…

Ölüler arasından geçiyorum, selam duruyor yalnızlıklar hayata. Eremiyorum ağlamak samimiyetine ama sıkılıyor içim, midem bulanıyor. Ben en son babam öldüğünde böyle olmuştum.

Anıl Alkan

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...