Pranga Gibi Mutsuzluk

Gece Gündüz
A A

Pranga Gibi Mutsuzluk

“Arkasında bıraktığı şehri iyisiyle düşünemiyor insan böyle zamanlarda…” diye geçirdi aklından, kasvetli bir otobüs içerisinden seyrederken körfezi.  Kar taneleri yarış halinde inerken gökyüzünden, radyodan gelen sese kulak verdi, haberler, uzunca süredir değişmeyen haberler, insan hayatları hızla değişirken değişmeyen haberler. Önce saatini yokladı ardından sigarasını, her haliyle katliamı kendine adet edinmiş bir köprünün çıkışına yaklaşmıştı otobüs. İçerdeki sıcaklık dışarıya ağır basmaya başlayınca içi geçti, dayadı başını cama ve hafifçe daldı uykuya.

Uyandığında şeytanın iğnesi kafasının içinde bir plağı hızla çiziyordu. Hayata akşam dokuzda kepenk indiren sokakları hızla arşınladığını fark etti. Elindeki poşetlere anlam veremedi önce, sonra anlam yüklemekle de uğraşmadı.  Katedilen yolun sonunda, elinde iki şişe şarapla onun karşısında buldu kendini. Ona şarkı dinlemesini öğreten, dans etmeyi seven, kısa saçlı, küçük burunlu, zarif kadın. Kendine yaşam alanı ilan ettiği koltukta yudumlamaya başladı kadın şarabı, şişeler sona yaklaştığında ise yerde ağlıyordu. Önce tereddüt etti teselli konusunda, sonra dayanamadı ilişti yanına, beraber onca vakit geçirmişlerdi konuşarak. Suskun geçen dakikaların onca vakte denk düşebileceğini düşünmemişti o ana kadar. Önce birkaç tokat attı kadın, ardından öpmeye başladı, sonra, sonrası iyilik güzellik der ya şair. Günler sonra bir şişe bira ve manzaraya açtı gözünü. Tanımadığı bir evde, tanımadığı bir güzellik karşısında, mumlara ayak uydurup sohbete müdahil oldu. Samimiyet ve iyi niyet üzerine yapılan güzellemeler; tüm güzelliklerin çabuk yitirilmesi sorunsalıyla beraber, cehenneme uzanan iyi niyet taşları oldular önünde. O yürümeye devam etti, plak hızla dönmeye… Hiçbiri tarihsel bir bütünlüğe uymayan nice planlar eskitti kafasında.

Bir vapur çıktı limandan iskeleyi ters çevirerek, bir ağırlık çöktü göğsüne, titreyen elleri sigara paketini aradı. Zar zor çıkardığı paketinden bir sigara götürdü ağzına, umursanmayan mekanlarıyla sevdiği şehre karşı savurdu dumanı. Pranga gibi mutsuzluk, pranga gibi ellerinde, ayaklarında, zihninde. O anda kırıldı plak, yarılandı ömür, o anda ne geçim sıkıntısı ne yaşam kaygısı, erken yaşta ölen şairler dizeler bıraktı yeryüzüne…

“… Gittiği yeri bilmeyen böcekler gibiyim
Bir oyuğa, oyulmuş bir yaşama
Ne gereği var ki saatin
Balkona çıkıyorum sürekli
Yollar yollar yollar katediyorum sanki böylece
Bir semtin ilk rengini alıyorum …”
– Edip CANSEVER

Anıl Alkan

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...